Ana içeriğe atla

Nitelikli

Er Özgür İradeyi Kurtarmak

Er Agent Causation ve Liberteryen Özgür İradeyi Kurtarmak Temel Kavramlar: Alternatif Olasılıklar ve Sourcehood Özgür irade felsefesinde iki temel kavram var ve bunları baştan birbirinden ayırt etmek gerekiyor: alternatif olasılıklar ve sourcehood. Alternatif olasılıklar, bir eylemin özgür iradeli eylem olabilmesi için aynı koşullarda farklı bir eylemin de mümkün olması gerektiğini söylüyor. Yani A'yı yaptıysan B'yi de yapabilirdin, "başka türlü de yapabilirdim" diyebilmek. Sourcehood ise farklı bir şey söylüyor; önemli olan alternatifin var olup olmadığı değil, eylemin gerçek kaynağının sen olup olmadığı. Eylem senden mi çıkıyor yoksa tabiri caizse seni geçip mi gidiyor? Bu iki kavram çoğu zaman birlikte gidiyor ama Frankfurt'un ünlü deneyleri bunların ayrılabileceğini gösteriyor. Frankfurt Deneyleri ve Konjunktif Pozisyon Harry Frankfurt 1969'da şöyle bir düşünce deneyi kurdu. Black adında bir nörolog var ve Jones'un beynine gizlice bir cihaz (counterfac...

Önermeler ve Yeni 1 Ontoloji

Önermeler ve Yeni 1 Ontoloji

 

 

                    Önermeler ve Yeni 1 Ontoloji

Giriş

       

        Bu yazıda önermeler ve temsil ettiği iddia edilen dünyalar arasındaki ilişkiyi ele alacağım. Bölüm A’da önermelerden ve doğru-kılıcılardan bahsettikten sonra gerekli arka planı sağlamak için bazı kavramları tanıtacağım. Bölüm B’de, önermelerin; dünyayı temsil ettiği şeklindeki iddianın yanlış olduğunu ortaya atıp aslında dünyaların önermeleri temsil ettiğine dair argümanlar sunacağım. Bölüm C’de yeni bir ontoloji ileri süreceğim ve son bölüm olan D bölümünde ise bu yazıda öne sürdüğüm ön kabullerimin-sonuçlarının neler olabileceğine dair çeşitli öngörülerde bulunduktan sonra bu ontolojiyi baz alarak hangi konuları daha sonraki yazılarımda ele alacağımı aktaracağım.

 

 

A)

Önermeler; doğruluk değeri alan indikatif cümlelerin anlamlarıdır ve aynı zamanda bilgi-inanç-arzu gibi zihinsel tutumların nesnesidir. Aynı zamanda önermeler, bahsini ettiği mümkün dünyayı bütün bir şekilde olmasa da bir veya birkaç bileşenini temsil etmeye yararlar. W1 mümkün dünyasında P1 kişisi eline elma aldığında “Elma kırmızıdır.” veya “Elmanın bir sapı vardır.” gibi önermeler konu edindiği nesneyi temsil eder. Başka bir deyişle, gerçekliğe veya gerçekliğin bir parçasına tekabül etmelidirler. İki an (tn ile t(n+1) diyelim) arasındaki süreci ele alırsak, bu sürece dair sizin gördüklerinizi betimleyen şeyler önermelerdir. Örnek vermek gerekirse bir filmin ikinci ve beşinci dakikaları arasında bir karakterin öldüğünü belirtmeniz aslında bu süreç içinde gerçekleşen bir duruma atıftır ve bunu “F filminin ikinci ve beşinci dakikları arasındaki bir anda K karakteri ölmüştür.” şeklinde ifade edebilirsiniz. Önermeler sadece olumsal olana yönelik olmak zorunda değillerdir. Örneğin, “a, a’dır.” şeklindeki analitik cümle zorunlu doğru belirtir, yani bu önermenin yanlış olduğu en az bir mümkün dünya yoktur.

Doğru kılıcı teorisi, her önermeyi doğru kılan bir doğru kılıcı olduğuna dair felsefi teoridir. P kişisi eline bir elma aldığında bu elma, “P kişisinin elindeki elma kırmızıdır.”  önermesinin doğru olmasının sebebidir. Sebep kelimesini zamansal ardışıklık içeren anlamdan ziyade bu önermenin neden doğru olduğuna dair açıklama olması bakımından kullanıyorum.

Deneyimin öznel niteliği, bir deneyimimizin birinci kişi bakış açısıyla elde edilen niteliklerdir. P kişisinin elmanın kırmızılığının kırmızılığı (redness of the red) deneyiminin öznel niteliğidir. Elmanın kırmızılığının kırmızılığını görmesi, sadece P kişisinin erişebileceğim bir durumdur. Aynı şekilde bir gülü koklamanın, birine aşık olmanın, bir tatlıyı tatmanın nasıl bir deneyim olduğu da deneyimin öznel niteliklerine kapsamındadır. Buradaki  deneyimin öznel niteliğiyle anlamdaş olan qualia’yı, Michael Tye’ın sınıflandırmasından (Tye,2017) şu iki kıstasta belirtildiği şekilde ele alacağız:

1) Fenomenal nitelik olarak qualia

 

 2) İçsel olan, ifade edilemeyen  (ineffable), fiziksel olmayan anlamında qualia

         

Matematiğin nesnelerinden anlatmak istediğim, kümeler sayılar fonksiyonlar gibi belirli tanımlarla inşa edildikten ya da tanıtıldıktan sonra kullanabildiğimiz nesnelerdir veya matematik içinde kullanılan matematiğin konusu olan her şeydir. Matematiğin nesneleri, bilimsel teoriler inşaa edilirken tutarlılık güdülerek kullanılır. Matrisler, fonksiyonlar, kümeler, bağıntılar bunlara örnek verilebilir. Bahsi geçen nesnelerin platonik gerçekliği olup olmadığı iddiasından bağımsız matematiğin nesneleri derken neyin kastedildiğini matematiğin kapsamına giren ve yapısal olan şeylerdir.

 

 

 

B)   

          Kişilerin metafizik ön kabulleri ele alındığında felsefenin doğasından dolayı olsa gerek göreceğiz ki bazı kabullerimiz kendi aralarında gerilimlidir. Bu durumu açıklığa kavuşturmak için yapılması gereken konuyla ilgili olması şartıyla, en temel varsayımımızı sabit tutup diğerlerine eleştirel bakmalıyız.

P1: En az 1 x eleman önermesel tutumlara sahip olabilen insan için, x’in zihniyle kavradığı şeyler önermelerdir.

Gayet açıktır ki herhangi bir X failinin  herhangi tn anında zihninde olan şey soyut ve linguistic olmayan cümle tokenlerinin anlamlarıdır. Bununla beraber tn anından sonraki herhangi bir an için X failinin zihninin kavrayacağı  şey, önermelerin doğru kılıcılarının aksine önermelerdir. Bu kavrama (grasp) mevzusu 3 farklı katmanda gerçekleşebilir.

1) Doğrudan algılayabildiğimiz insan deneyimlerine doğrudan açık olan nesnelerin veya süreçlerin nitelikleri. Pembe quale’i (qualia çoğul quale tekildir), kağıt kesiğinin verdiği acı hissi, bir parfümün kokusunun quale’i gibi örnekleri öne sürebiliriz. Sezgisel olarak, fiziksel olduğu iddia edilen nesnelerle karşılaştığınızda algıladığınız ilk şey onların size nasıl göründükleridir. P kişisi için X nesnesinin ona nasıl göründüğünden bahsedildiğinde ise aslında onun öznel deneyimlerine atıf yapılır. 

2) Doğrudan algımızla kendisini kavrayabildiğimiz belirli boyuttaki nesnelerden yola çıkarak matematiksel formülasyonlarla elde ettiğimiz ama doğrudan deneyimimize kapalı olan mikro ve makro gerçeklik. Örneğin genel göreliliğe veya kuantum mekaniğine dair varsayımlarımız veya onları çalışırken elde edilen olgular, belirli dolaylı akıl yürütmeler sonucu ortaya çıkmıştır.  Hiçbir insan olan P kişisi bir elektronu görmenin veya koklamanın  veya elektron olmanın nasıl bir his olduğunu bilemez, elektronun süperpozisyonda olması gibi durumları doğrudan kavrayamaz.

3) Matematiksel gerçekliği algılama katmanıdır. Bu katmanda dış dünyayı konu alan nesneler ve süreçlerden ziyade saf matematiğin nesnelerini problemlerini kavrama mevcuttur. Bazı bilimsel ilerleme durumlarında ikinci katmanda yeteri kadar ilerleme kaydedilmiş olabilir ama dönemin matematiği bu sorunları çözmek için yeterli olmayabilir. Bu katmandaki kavrayışın artışının dış dünyadaki sorunları çözme konusunda büyük ilerleme kaydedileceğini haber eder. Schrödinger’in denklemi çözüp kuantum mekaniğinde ilerleme kaydetmenin önünü açması veya Maxwell’in eldeki denklemleri çözüp elektromanyetik konusunda çağdaş anlayışını temel atması gibi örnekler verilebilir .

 

Ikinci ve üçüncü katmanda kavradığımız elimizde bulunan aslında bir dizi önermeler kümesidir. Burada bir sorun görmemekle beraber ilk durumda insanların elde ettiği bilginin doğrudan dünyaya ait bilgi olduğu şeklinde bir kanı vardır. Halbuki fenomenal niteliklerin doğası gereği, nasıl ki bir önermeyi algıladığımızda aslında dilsel olan bir cümleden ziyade önermenin barındırdığı anlamı algılıyoruz aynı şekilde fenomenal nitelikleri algıladığımızda da aynı şekilde algıladığımız şey fenomenal niteliklerin bilgisi olmaktadır. Bir kırmızı elmayla karşılaştığınızda sizin zihinsel süreçlerinizde beliren ilk şey, istemli olup olmamasından bağımsız kırmızının kırmızlığının bilgisidir.

Bunun yanı sıra, 20.yy başlarında görüldüğü üzere bazı kuantum fenomenlerinin (dolanıklık, belirsizlik ilkesi) açıklanması konusunda bilim insanları çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. Bazıları, bu durumun sezgilerine ters olmasından dolayı anti-realist pozisyonlara kaymış bazıları bu durumu olduğu gibi kabullenmiş  (Bohr ve Kopenhag savunucuları) bazıları (Einstein ve diğer hidden variables/bohemian mechanics savunucuları) ise bu garipliklerin bir açıklaması olması gerektiğini iddia etmiştir.

Bir yandan, özel görelilikten önceki zaman anlayışımız bir akışa dahil olan bizlerin zamana etkisinin olmadığına dair anlayıştır. Biz uzayda hareket ederiz ve zamanın akışı, herhangi bir uzamsal nesneden bağımsızdır. Lakin Einstein’la beraber anlıyoruz ki nesnelerin diğer nesnelere göre hızı, ışık hızına yaklaştıkça (başka bir değişle relativistik hızlarda) diğer nesnelere göre geçirdiği  zaman da değişmektedir.



  

Hızı, ışık hızından çok az olan herhangi bir nesnenin hızının değerini ışık hızının yanında sıfır ele alabiliriz. Bu denklemde görüldüğü üzere zaman dediğimiz mefhum başka nesnelere bağlı ve görelidir. Şöyle sunmak gerekirse

 


Burada bahsettiğim gariplikler, elbette matematiksel garipliklerden ziyade atomaltı parçacıkların dünyasına göre büyük yıldızlar için küçük  dünyada evrimleşen ve sezgileri buna göre zihninde yerleşen insanların bu  durumları karşı-sezgisel bulmalarıdır. Einstein dahil birçok insan çalışmalarının ardından bu hesaplamaları ilginç bulmuşlardır lakin bazıları “it’s what it is” demiştir. Hatta shut up and calculate sözü de bu dönemde Mermin tarafından dile getirilmiştir.

 

Burada şaşırtıcı olan şudur ki insanların ne olduğu fark etmeksizin elde etmeye çalıştıkları şey, herhangi bir nesneye (alanlar,parçacıklar vs.)/olguya/duruma dair sezgilerine uyan eksiksiz açıklama beklemeleridir. Truthmaker teorisi gibi doğrudan sezgilere hitap eden bu teorinin sezgisel olarak benimsenmesinin sebebi, bu şeylerin eksiksiz açıklamasının yapılabileceğine olan inançtır. Halbuki yukarıda saydığım 20.yy bilimsel gelişmelerinden anlayacağımız üzere, bu tarz bir şey namevcuttur. Elde edilen şeyler, sadece belirli durumlara dair önermelerdir. Klasik insan sezgisinin aksine, önermeleri temel olarak ele aldığımızda göreceğiz ki nesne/olgu/durumların belirli bir inanç/önerme ağının tarif ettiği bir durumdur. Yani elimizde, işleyen ve açıkladığı düşünülen belirli Kopenhag yorumu vardır. Textbook yorumu olarak kabul edilen bu yorum sayesinde teknolojik ilerlemede bir sorun yaşanmamaktadır ve bu yorum yerine çoklu evrenler veya süperdeterminizm gibi yorumlar kabul edilse de yaşanmayacaktır. Bundan dolayıdır ki aslında bizim bildiğimiz “İndeterminizm belirli skalalarda geçerlidir.” önermesini destekleyen birtakım önermeler vardır. Bkz:



 

          Elimizde, iki farklı ontolojiye sahip olma potansiyeline sahip iki farklı şey vardır: Klasik jargon kullanmak gerekirse: Doğrular ve Doğru kılıcılar. Peki neden Doğru kılıcıları temel olarak kabul etmemeliyiz?  Çünkü doğru kılıcıları temel olarak kabul ettiğimizde, önermelerden bağımsız nesnelerin özüne dair daha fazla olacağı beklentisindeyiz. Lakin bilimin bize sunduğu örneklere baktığımız üzere, Mici Kaku’nun bahsettiği God Equation’ın (Yani genel görelilikle kuantum mekaniğindeki gerilimi ortadan kaldıracak bir denklem) var olmamasından ötürü bir şekilde keşfedilemezse nesnelerin olguların özü diye bir şeyin olmadığı Kavradığımız şeylerin sadece belirli durumları betimleyen, matematiğin nesnelerinin yüklem olarak da dahil olabildiği önermeler olduğudur. Örnek vermek gerekirse, boyutu herhangi bir fiziksel nesne için (temel parçacık olarak kabul edildiği için electron diyelim), o nesnenin neden daha fazla bölünebilir olmadığına dair bir gerekçe sunmalısınız ve bunu yaparken mantıksal olarak mümkün olsa da metafizik olarak imkansız kozunu oynayabilirsiniz. Veya keyfi olan bu çıkarıma başvurmak yerine önermeleri temel varlık kabul edip önermelerdeki tanımlar bu şekildedir, özellikler bu şekildedir diyip sıyrılabilirsiniz.

Peki neden aktüel olduğunu düşündüğümüz bu mümkün dünyada elektron temel parçacık da elektronun bir alt parçacığı olması mümkün olan ABC parçacığı temel parçacık değil? Aslına bakarsanız eğer fiziğin ortaya koyduğu bütün önermeleri ele alırsak, bir çelişki içermediği veya çelişki içeren yasaları/gerçekliğin bazı parçalarını değiştirdiğimiz sürece bu kurgusal parçacığmız temel parçacık olabilir. Lakin neden elektronun temel parçacık olduğu mümkün dünya aktüel  de başka dünyalar değil sorusu bu yazının kapsamı dışındadır.

 

Burada nesne kelimesini, elma-müon-güneş gibi kelimeler için kullanacağım.Yani klasik doğru-yapıcı teorisine göre nesneyi, doğru-kılıcılar olarak ele alacağım.

N: Nesnelerin özü yoktur.

K: Önermeler, nesneleri ve durumlarını temsil eder.

Pr(K*|N) > Pr(K|N)  -> Pr(K*) > Pr(K)

 

Herhangi bir a görüngüsü için, a görüngüsünü reddeden bir metafiziksel teori doğruluk olasılığını artırmak istiyorsa a görüngüsüne dair açıklama sunmalıdır. Örneğin zamansal akışı reddeden bir B teorisyeni, zamansal akışa dair makul olabilecek bir açıklama sunabilirse A teorisyenine göre açık ara önde olacaktır. Kendi durumumuza uyarlayacak olursak: Neden nesneler bize önermelerden daha temel gözükür?

           Bilimsel bir bulguyu kabul ederken yaptığımız şey, bizim bu bulgu nezdindeki görüngüyle elimizde bulunan denkelmlerin uymasını sağlamaktır. Bu görüngünün bir çeşit ilüzyon olup olmamasından bağımsız, görüngüye dair açıklama getirebilen bilimsel bulguları kabul ederiz. Örneğin biz bir top ile bir kamyonun hızlarını izleyerek kestirebiliyoruz veya benzer hızlarda hareket edebildiğini fark edebiliyoruz. Buna ragmen eminiz ki bir kamyonun bir insana çarptığı anda verdiği hasar ile topun verdiği hasar farklıdır. Bu bize öyle görünen şeydir, yani fenomendir. Diğer yandan momentum ve çarpışmalara dair klasik fiziğe baktığımızda bu durumu açıklayabilen denklemlerimiz mevcuttur. Bu durumda anlıyoruz ki fenomeni açıklayan tutarlı bilimsel iddiaları temel kabul edebiliyoruz. Başka bir örnek vermek gerekirse, optik ilüzyon olduğu iddia edilen bir görsele baktığımızda her ne kadar görüngü farklı bilgi verme eğiliminde olsa da matematiksel olarak çeşitli işlemler yapıp optik bilgimizle değerlendirmeye tabii tuttuğumuzda aslında bizim bir ilüzyona maruz kaldığımız ve görüngünün gerçekliğe uymadığını görmekteyiz. Ayırca, Anil Seth’in iddia ettiği üzere bilincimiz (burada bilinçten kasıt aslında insan zihnidir, doğrudan fenomenal bilnce bir atıf değildir.) algıladığı gerçekliği tamamlar.
 

 


Farklı renkte olduğunu gördüğümüz birkaç karede bile durumum teste soktuğumuzda fark ediyoruz ki aslında aynı renktedirler. Buradan çıkarılacak sonuç, bir süreç veya nesne sürekli bize yanılgının dikta ettiği şekilde aktarılsa bile bu onun gerçklikte karşılığı olduğunu değil sadece o yanılgının bizde devam ettiğini gösterir.

          Yani, dış gerçekliğin önermelerden daha temel gözükmesi bu kabülün doğru olduğunu göstermeyeceği gibi önermelerin daha temel olduğu savını da yanlışlamaz. Basitlik, açıklama gücü ve tutarlılık olarak ele aldığımızda görüyoruz ki dış dünyanın temel olduğuna dair görüngü baskın olsa da diğer verilerimiz ve argümanlarımız bu üç kriterde diğerini desteklemektedir.

          Neden bize böyle göründüğü konusuna gelirsek, bu duruma yeni ontolojimi aktardığım bölümde değineceğim ama kısaca değinmek gerekirse önermeler her ne kadar temel varlık (yani kendisi başka bir varlık türüne indirgenemeyen olan) olsa da tek temel varlık olarak ele alamayız. Önermeler içlerinde matematiksel ve fenomenal nitelikleri/nesneleri barındırır ve bunların bağlanmasına yardımcı olur. Elinizdeki elmanın, hacmi kütlesi uzay-zamandaki konumu momentumu gibi geometrik ve fiziksel olarak kabul edeceğiniz özellikleri vardır. Aynı zamanda elma deneyimimizin öznel nitelikleri vardır, kırmızlığının kırmızılığı gibi. Önermeler bu farklı nitelikleri birleştirerek gerçeklikte karşılığı olan çeşitli nesnelerin/durumların/olguların oluşmasını sağlarlar.

 

Eleştiri 1: Nesnelerin özü olmadığını kabul etsek bile neden sadece özlerini kabul etmeyip doğru-doğru kılıcı ilişkisini kabul etmeye devam etmeyelim?

                   Nesnelerin özlerinin olmadığını kabul edip doğru-- doğru-kılıcı ilişkisini kabul etmenin mantıksal açıdan tutarlı olduğu konusunda bir sorun yaratmadığı konusunda bir sorunum yoktur. Lakin mantıksal tutarlılık tek kriterimiz değildir. Ortada iki ana iddiamımz vardır ve bunlar öz yoktur/doğru kılıcı  vardır ve öz yoktur/doğru kılıcı vardır şeklindedir. Neden özün olmadığına dair iddiamı, sezgilerimizin evrimsel süreçte belirli nesnelere dair olmasından ve 20.yydan sonraki gelişen fizikte anlam veya daha fazla açıklama bulamayıp var olan önermeleri olduğu gibi kabul etmemizden kaynaklı gerekçelerle desteklemiştim. Bu iddiamın doğru olduğu senaryoda doğru kılıcıların olmaması daha makuldür çünkü bir özün olmadığı, bir mümkün dünya özelinde her şeyin, belirli önermelerin içindeki tanımlara ve onların matematiksel ve fenomenal niteliklerle ilişkisine bağlı olduğu tezimizde öz beklenen bir şey değildir. Tersi durumda, önermeler yerine belirli nesneleri temel kabul ettiğimizde onların özleri olduğunu ve bunların özü olmasından dolayı bunlara temel diyebileceğimizi bu yüzden çeşitli araştırmalara devam edilmesi gerektiği şeklinde gizli bir iddiayla karşılaşırız. Örneğin spin dediğimiz şey aslında her elektronun sahip olduğu bir niteliktir. Siz bir elektronu ele aldığınızda, o elektronun belirli parçalardan oluşabileceğini belki de özünün olabileceğini hatta ve hatta daha fazla şekilde incelenebileceğini iddia edebilirsiniz. Ama önermeleri temel kabul ettiğinizde, elinizde belirli tanımlara sahip electron ve onun spin değeri vardır, that’s it! Bu şekilde hem electron daha da bölünebilir mi sorusuna mantıksal imkansız şeklinde (metafiziksel olduğuna dair düzgün gerekçeler sunulmadan) cevap vermekten kaçınabilirsiniz.

 

Eleştiri 2: Nominalist çerçevede fiziksel gerçekleri temel kabul ettiğimizde önermelerin neler olduklarına dair açıklamaları makul buluyoruz. Peki önermeler ve matematiksel nesneler nasıl olacak da bizim gördüğümüze/duyduğumuza/algıladığımıza açıklama olacaktır?

 

          Matematik felsefesinde platonizm güçlü savunucuları olan bir görüştür ve bu görüşe göre sayılar gibi matematiksel nesneler, belirli kurgusal nesneler veya salt dilsel ifadeler yerine uzay-zamanda var olmayan, değişmeyen platonik nesnelerdir. Bu durumda önermeler, bu matematiksel nesnelerin ifade ettiği niteliklerle fenomenal nitelikleri bağdaştırırlar.

Önermelerin dört temel görevi vardır

1)    Bir nesnenin sürecin veya olgunun tanımında veya deklarasyonunda kullanılırlar.

2)    Tanımı yapılan şeyin matematiksel özelliklerini sunarlar.

3)    Tanımı yapılan şeyin fenomenal özelliklerini sunarlar.

4)    Bu nesnelerden bağımsız, matematiksel nesnelere veya fenomenal niteliklere dair sorgulamalardır.

Şey derken kastettiğim aslında durum/süreç/nesne/olgulardır.

 

Burada çıkarılması gereken şey, zihnin  ve zihinle gelen zihinsel içeriklerin (önermeler, fenomenal nitelikler gibi) temel  kabul edilmesi sonucu bu tarz bir açıklama daha makul olmaktadır. Formel bir şekilde sunmak gerekirse:

 

M: Bazı zihinsel nitelikler, dış dünyadan daha temeldir.

T: Ortaya sunduğum dünya-önerme ilişkisine dair tezim doğrudur.

 

Pr(T|M) > Pr(T*|M)

 

M önermesini, bundan önceki bölümde kabul ettiğimiz için bahettiğim şekilde bir açıklama daha makul olmaktadır.

 

C) Yeni Bir Ontoloji

       

        Önceki bölümlerde, önerme-dünya ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair birtakım açıklamalara ve argümanlara başvurmuştuk. Sırada, bu argümanları neye yoracağımız ve oluşturacağımız ontolojimizde. Öncelikle

 

Cg Koşulu: Her ideal önerme kümesi S ve her ideal durumlar toplamını oluşturan W durumlar kümesi için, yalnızca bir ideal W durumlar kümesi bir ideal S önerme kümesini temsil etmek zorundadır. Başka bir deyişle her W ve her S için f(W) = S birebir fonksiyondur.

 

Durumlar kümesi derken, herhangi bir şeyi betimleyen tanıtan kardinalitesi sıfırdan büyük bir kümeyi kastediyorum. Her bir durumlar kümesi aslında herhangi bir mümkün dünya kümesinin alt kümesidir.

Öyle bir mümkün dünya hayal edin ki elinizdeki elma ve sizden başka herhangi bir durumun sürecin veya nesnenin bilgisine sahip değilsiniz. Elmayı tanıtmak amacıyla şöyle bir durum kümesini ele alalım: S1 =  {“Elma kırmızı renktedir”, “Elmanın konumu (x1,y1,z1) şeklindedir.”, “Elma hacim niteliğine sahiptir.”}

Şimdi bu durum kümesi, size hayal etmenizi istediğim durumla beraber Cg koşuluna uymazlar. Çünkü bu küme ile birçok mümkün dünya oluşturulabilir. Örneğin

S2 = {“Elma kırmızı renktedir”, “Elmanın konumu (x1,y1,z1) şeklindedir.”, “Elma hacim niteliğine sahiptir.”, “Elmanın hacmi 150 mLdir.”} veya 

S3 = {“Elma kırmızı renktedir”, “Elmanın konumu (x1,y1,z1) şeklindedir.”, “Elma hacim niteliğine sahiptir.”, “Elmanın hacmi 190 mLdir.”}

Gördüğünüz üzere bir durumlar kümesi birden fazla durumla beraber alındığında çelişki oluşturmadığından dolayı CG koşuluna uymaz.

 

Temel olarak ele aldığım varlıklara değinmeden önce bir şeyin temel olması ne demektir ona göz atalım. Herhangi bir x ve y nesnesi süreci olgusu için, x temeldir if and only if x herhangi bir y nesnesi süreci veya olgusuna indirgenemez. Başka bir deyişle, herhangi bir x süreci durumu veya niteliği için eğer x başka niteliklere indirgenebilirse x temel varlık değildir. Üç varlığı temel olarak sunacağım ve diğer tüm varlıklar, bu üç varlıktan elde edilememesi imkansız olan varlıklar olacaktır.

Üç temel varlığın olduğu ontolojimiz:

1)    Anlamların taşıyıcıları olan önermeler

2)    Dile dökülebilen önermelerin içinde kullanılan matematiksel nesneler

3)    Her ikisine de indirgenemeyen deneyimin öznel nitelikleri

 

İlk varlığımız olan önermeleri neden fiziksel olarak ele alınan vee klasik doğru kılıcı teorilerin desteklediği şekilde represent etmek yerine represent edilen olduğuna dair argümanları bir önceki bölümde sundum. İki ve üçüncü entiteleri ortaya atmamın sebebi önermelerin içeriklerinin ya direkt bu iki varlık hakkında ya da bu iki varlığın örneklendiği nesneler/süreçler/olgular hakkında olmalarıdır. Örneğin elma kırmızıdır önermesi bir elma  nesnesinin var olduğunu, kırmızının kırmızılığını barındırdığını, aynı zamanda elmayı belirli konumlara koyabildiğimizi  hacminin sayısal değerinin olduğu gösterir. David Chalmers’ın structural and dynamics argümanına baktığımızda da göreceğiz ki, O; yapısal ve dinamik olan şeyleri fiziksel olarak, ineffable olan fenomenal nitelikleri de non-fiziksel olarak ele almıştır. Burdan çıkaracağımız sonuç şudur ki, önermelerdeki nesne/süreç/olgular ya yapısal-dinamik düzlemde bir yere outran şeylerdir ya da bunlara oturmayan fenomenal şeylerdir. Bu iki nitelik grubu da birbirine indirgenemeyeceği için (bknz. Mary’s room, Zombie Argument) ikisini de temel olarak kabul etmemiz uygun gözükmektedir.

 Görmekteyiz ki bu durumda herhangi bir durum nesne olgu için bu üç varlığımız yeterli gelmektedir. Herhangi bir yeterli gelmeme durumu olmadığı için kategorizasyonumuzun başarılı olduğunu iddia edebiliriz.

Peki neden bazı bilgilere doğrudan ulaşıyoruz da bazılarına çeşitli hesaplamalar veya belirli süreçler sonucu ulaşıyoruz? Bunun temel sebebi qualitative niteliklerin doğasıdır. Aslında bazı nesnelerle karşılaşmak (örneğin elma) qualitative niteliklerinin bilgisine sahip olmaktır.Aynı zamanda evrimsel süreçte içinde bulunduğumuz ortama adapte oluşumuz, qualitative nitelikleri dışında matematiksel nitelikleri hakkında da bize bilgi verir. Ne zaman ki ordinary experience dışına itilir quantum phenomena veya makro nesneleri ve doğalarını anlamaya çalışırız, onlara dair qualitative nitelikler olsa bile (priority kozmopsişizm hususunda nötr olduğumuzu kabul edelim) onların bilgisine sahip olabilecek mental capacity bizde olmadığı için elimizdeki tek seçenek onlara dair matematiksel bilgiye hakim olmak kalıyor. Böyle olunca bazı hakikatler, sıradan deneyimimizn dışında olmasından dolayı ulaşması zor oluyor.

 

D) Sonuç

 

                Buraya kadar önermelerin ne olduklarına, dünyayla ilişkisine değindim. Doğrular-doğru kılıcılara değindikten sonra doğru-doğru kılıcı ilişkisinin tersine olmasını gerektiğine dair gerekçeler sundum. Daha sonrasında ise bu ön kabulle yeni bir ontoloji oluşturmaya çalıştım. Eğer oluşturulan bu metafizik sağlamsa yapılması gereken; bu metafizik inançların, kişinin inanç kümesine eklendiğinde diğer metafizik hususlarda (özgür irade,zihin felsefesi,din felsefesi) nasıl değişikliklere yol açacağı veya hangi görüşün önsel olasılığını artırdığıdır.

Ek olarak,  yeni ontolojimzde de tümeller problemi hala daha bir problem olarak durmaktadır. Ayrıca, Tanrı’yı hesaba katmayan bu ontolojide Tanrı’yı dahil ettiğimizde neler olacağına veya Tanrı’yı ne şekilde tasavvur edeceğimize veya burda sunduğum hiyerarşide (bknz **)   hangi pozisyonlara ilerleyebileceğiimize başka bir yazıda değineceğim.Bu yazıdaki amacım, çeşitli problemlere (özgür irade, bilinç, Tanrı’nın varlığı) dair saptamalar yapmak için sıradan olanın dışında ontolojimi tanıtmaktı. Bu ön kabullerle ele alacağım diğer problemlere yer vereceğim başka yazılarda görüşmek üzere.



Kaynakça:

Walczak, Kamil. (2016). Elements of Special and General Relativity. 10.13140/RG.2.2.33912.75529.

**Blog yazım

Koons, Robert C. (2017). The atlas of reality: a comprehensive guide to metaphysics. Chichester, West Sussex, UK: Wiley-Blackwell. Edited by Timothy H. Pickavance.

MacBride, Fraser, "Truthmakers", The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Fall 2022 Edition), Edward N. Zalta & Uri Nodelman (eds.), URL = <https://plato.stanford.edu/archives/fall2022/entries/truthmakers/>.

Alter, Torin (2015). The Structure and Dynamics Argument against Materialism. Noûs 50 (4):794-815.

Görseller:

https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Formulas_of_Einstein%27s_special_relativity_theory.jpg

Edward H. Adelson, A version of the Checker Shadow Illusion. https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Optical_grey_squares_orange_brown.png

 



Yorumlar

Popüler Yayınlar