Ana içeriğe atla

Nitelikli

Er Özgür İradeyi Kurtarmak

Er Agent Causation ve Liberteryen Özgür İradeyi Kurtarmak Temel Kavramlar: Alternatif Olasılıklar ve Sourcehood Özgür irade felsefesinde iki temel kavram var ve bunları baştan birbirinden ayırt etmek gerekiyor: alternatif olasılıklar ve sourcehood. Alternatif olasılıklar, bir eylemin özgür iradeli eylem olabilmesi için aynı koşullarda farklı bir eylemin de mümkün olması gerektiğini söylüyor. Yani A'yı yaptıysan B'yi de yapabilirdin, "başka türlü de yapabilirdim" diyebilmek. Sourcehood ise farklı bir şey söylüyor; önemli olan alternatifin var olup olmadığı değil, eylemin gerçek kaynağının sen olup olmadığı. Eylem senden mi çıkıyor yoksa tabiri caizse seni geçip mi gidiyor? Bu iki kavram çoğu zaman birlikte gidiyor ama Frankfurt'un ünlü deneyleri bunların ayrılabileceğini gösteriyor. Frankfurt Deneyleri ve Konjunktif Pozisyon Harry Frankfurt 1969'da şöyle bir düşünce deneyi kurdu. Black adında bir nörolog var ve Jones'un beynine gizlice bir cihaz (counterfac...

Teizmin Çift Ünlem İndikatörlü Hamlesi: Klasik Teizm!!

  

        Bu yazıda Klasik Teizm nedir, hangi temellere dayanır ve neden klasik teizmin tanrıyı anlamak için iyi bir hamle olmadığını düşündüğümü yazacağım.Öncelikle tanımını yapacağım sonra argümanlara değineceğim ve kendi fikirlerimle bu yazıyı kapatacağım.

Not1: "O" kelimesini Tanrı için kullanacağım.

Not2: Bazı kelimeleri çeviremedim, ne denesem kulağa hoş gelmedi.Arada ecnebi dilinden kelimeler görürseniz devamke :P


    A)Klasik Teizm Nedir?

        Teizm, kabaca evreni bir tanrının yarattığı görüşüdür- bu inanç en azından İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik dinlerinin temel kanaatidir.Her ne kadar Tanrının evreni yarattığı temel görüş olsa da Tanrının evrenle ilişkisi, Tanrının doğası gibi konular hakkında konsensüs bulunmamaktadır.Bu konuları açıklığa kavuşturmak için çeşitli Tanrı modelleri vardır.Klasik Teizm ise bu görüşlerden (Neo-Klasik Teizm, Açık Teizm, Panteizm) biridir.Bu görüş çok köklü olmakla beraber şuanki durumunu bilmemekle beraber İlk Çağ ve Orta Çağda dominant görüş olmuştur.Hristiyanlıktan Augustine, Anselm,Thomas Aquinas; İslamdan İbn-i Sina, El Kindi gibi savunucuları vardır.

        Peki Klasik Teizm bize nasıl bir Tanrı modeli sunar? En temel haliyle şöyle ki Klasik Teist, Tanrının basit (yani parçalardan oluşmadığını), impassible (dokunulmaz diye çevrilir,yani kendisi dışında bir şeyden etkilenmeme) , immutable (değişmez (potansiyel barındırmaz)), atemporal manada sonsuz (bknz. everlasting vs. eternal), alim-i mutlak , kadiri mutlak olduğunu iddia eder [1]. Hatta Katherin Rogers şöyle der:

"Geleneksel doktrin Tanrı'nın herhangi bir özelliği olduğunu tamamiyle reddeder.Tanrı eylemdir, sonsuz(eternal), değişmez (immutable), kesin olarak basit eylemdir.Tanrıyı referans vererek kullandığınız bütün kelimeler aslında onun eylemini açıklar"[2]

        Sadece tanrının doğasıyla ilgili değil evrenle ilişkisi hakkında da iddiaları vardır.Örneğin Tanrını evreni muhafaza etmeden bir an bile var olmaya devam edemeyeceğini de söyler ki buna divine conservation (ilahi muhafazakarlık) denir.Bir de yaratılan varlıkların Tanrının onların nedensel gücüne pay katılmadığı sürece bir an bile nedensel etkileşim gücüne sahip olamayacaklarını söyler ki buna da divine concurrence (İlahi Paylaşım diye çeviresim var ama) denir.

        Klasik Teizm'e eleştiri getirmenin aklıma gelen birkaç şekli var.İlki, ve benim başvurmayacağım, ilahi metinlere bakılıp ordaki veriyle klasik teizm doktrinin bağdaşmadığı şeklindedir.Ben, hem ilahi metinlere hakim değilim hem de ilahi metinleri yorumlarken tonla "hayır, orda o kastedilmiyor" tümceleriyle karşılaşmak istemiyorum. İkincisi, bu niteliklerin kendi başına mümkün olmayacağı  şeklinde, örneğin zamansız bir kişinin mümkün olmadığını iddia etmek gibi ki ben bu yazıda değineceğim.Üçüncüsü, bu niteliklerin kendi içinde bağdaşmadığını iddia etmek, buna çok hafif değineceğim.

        Ve son olarak klasik teizmi eleştirmenin başka bir yolu da ilahi  basitlik doktrinidir.İlahi basitlik kısaca tanrının parçalardan oluşmadığı görüşüdür.Bu sadece fiziksel parçalar değil elbette, herhangi bir metafizik parçadan da oluşmadığını ön sürüyorlar.Hatta ve hatta Tanrının nitelikleri ile Tanrıyı özdeş kabul ediyorlar aksi takdirde tanrı basit olmamış oluyor çünkü parçalardan oluşmuş oluyor. "Yaratılan şeylerde, öz ve varoluş arasında ayrım vardır.Lakin Tanrının özü, ondan ayrık şeylerden ziyade onun varoluşudur." diyor Edward Feser.Tanrı onun kudretidir, onun bilgisidir,onun iyiliğidir.Pür aktüelliktir, potansiyellik barındırmaz.

        Tanrının kompozit bir varlık olmadığını iddia etmenin temel sebebi kompozit bir varlığın klasik teizmin ısrar ettiği manada en yüce olamayacağıdır.Çünkü, kompozit olan şeyler zorunlu olarak potansiyellik barındırır ama Tanrı potansiyellik barındırmaz çünkü potansiyellik barındıran bir varlık en yüce varlık veya kendisinden daha yüce olanı kavranılamayan varlık olamaz.Ayrıca kompozit varlık, parçalarının birleşmesi için sebep gerektirir (ilerde değineceğiz) bu da Tanrı için kendisi olmayan bir sebebi işaret eder.

        Klasik Teizmin, görüldüğü üzere Tanrıyı bir kişi olarak görmemek şeklinde bir eğilimi var gibi gözüküyor.Örneğin potansiyellik barındırmaması, impassible olması, atemporal olması gibi gibi.Bunun bir artısı "Göktegi goca adama mı inanıyon" (antropomorfik Tanrı) eleştirisinden tertemiz kurtulmaktır.Lakin bu yazıda irdeleyeceğim üzere böyle bir varlığın gerçekten bu niteliklerle olabileceğini ve bu tarz iddialarla desteklenen bir varlığın en mükemmel olabileceğini kabul etmeyeceğim.


    B) Klasik Teizm Lehine Argümanlar

           

        Klasik Teizme dair yeterli saptamaları yaptığımı ve genel anlayışı verebildiğimi düşünüyorum.Artık argümanlara bakmanın vakti geldi.

            1) İlahi Basitlik için ilk argümanı Pruss'tan alıyorum (bu bölümdeki ikinci ve üçüncü argümanı da Pruss'tan alacağım) [3]

                1)Tanrı, kendisi dışında her şeyin sebebidir.

                2)Parçaları olan bir şey parçalarının sebebi olamaz.

                3)Tanrının parçaları varsa o bütün parçalarının sebebidir.

                4)Tanrının Parçaları yoktur

        Bu argümanı Edward Feser'ın "Five Proof of the Existence of God" kitabında "Neo-platonik kanıt" olarak da bulabiliriz. Aslında burdaki temel iddia, kompozit olan bir şeyin bir arada olmaya devam etmesi için onu bir arada tutan bir şeylerin olmasıdır.Feser örnek olarak, sandalye kompozit bir nesnedir, onun çeşitli parçaları (ayakları,oturulacak ve yaslanılacak kısmı) ve onu bir arada tutan şeyler vardır diyor.Ve eleştirileri Joe Schmid'ten alacağım [4].

        Feser, bütünün parçalara dayandığını söyleyerek, bir bütünün parçalarının daha temel olduğunu söylüyor.Bütün için önce parçaları olması lazım sonra da parçalarının birleşmesi lazımdır.Bu öncelik sadece zamansal manada değil açıklama konusunda da olmalıdır.

        Lakin, bütün için parçaların olması gerekse bile bütünün parçalarına dayandığı yanlış bir varsayımdır.Bu durum mantıksal bağımlılığa işaret eder, metafiziksel bağımlılığa değil.Mantıksal bağımlılığın, metafziksel bağımlılığı gerektirmediğini görmek için mantıksal bağımlılığın simetrik, metafiziksel bağımlılığın ise asimetrik olmasını görebilmek yeterlidir.Örneğin matematik felsefenin bazı makul görüşlerinde; eğer bir mümkün dünyada Sokrates varsa Sokrates'in birim kümesi (yani tek elemanlı küme olan {Sokrates}) de vardır.Sokrates, bu birim kümesiz var olamaz ve bu birim küme de Sokrates'siz var olamaz.Burda mantıksal bağımlılığın simetrik olduğunu görebiliyoruz. Her halükarda, Sokrates'in birim kümesi, Sokrates'in varlığına bağlı türetilmiş bir entitedir; yani Sokratesin birim kümesi Sokrates'e metafiziksel bağımlıdır. Aynı şekilde Klasik Teizmin Tanrısını ele aldığımızda, Tanrı bağımsız bir varlık olsa da O'nun varlığı özdeşlik ve çelişmezlik ilkesi gibi zorunlu koşullar varsaysa da O'nun bağımlı olduğunu söylemeyeceğiz.Metafiziksel bağımlılık ise simetrik olamaz çünkü örneğin x, y'yi açıklıyor ve y de x'i açıklıyor demek hiç de makul değildir (açıklama yapamam gerek yok bence :D).

        Parçaların her zaman bütünden daha temel olduğu (onda temel bulduğu (grounding)) doğru olmayabilir.Örneğin bir bütün, parçalarına temel olabilir. Gregory Fowler [5] İlahi basitlik yerine başka bir şey sunuyor  (Doctrine of Divine Priority (İlahi Öncelik Doktrini) ): "Herhangi bir parça veya özellik olan x için, eğer x Tanrı'nın bir parçası ya da özelliği ise o zaman x varlığı için Tanrıya bağımlıdır."

        Feser bu tarz bir görüşün neden makul olamayacağına dair bir şeyler söylemese de bu tarz metafizik anlayışa bir eleştiri, klasik Aristotelesçi anlayıştan gelmekedir. Elimizde bir kedi olsun.Bir kedi'nin var oluşunun, onun belki de elektron (ve diğer temel parçacıklar dahil) yığınına bağlı olduğunu kabul ederiz. Fowler burada görüş daraltıyor ve "parçalar" yerine "fonksiyonel parçalar" ifadesini kullanıyor. Örneğin eliniz sizin bir fonksiyonel parçasıdır ve onun var oluşu yaşayan bir canlıya bağlıdır.

        Bazı Sünni Kelamcılarda gördüğümüz üzere, Tanrı nitelikleri aracılığıyla bilir.Bu da demektir ki O'nun nitelikleri onun fonksiyonel parçası gibidir.Tanrı da yaşayan bir canlı kriterini karşıladığına göre Fowler'ın bu ilahi basitlik yerine bu tarz bir bağımlılık ile bağımlılık açıklaması yapması gayet rasyoneldir.

        Feser'ın eleştirilerde ikinci ana noktası ise, bütünün parçalarının birleşmesine sebep olamayacağıdır. Örneğin bir sandalye ayağı, yastığı ve yaslanılacak yeri düşünün.Bunların sandalye olması için onların bir şekilde birleştirilmesi gerekir ve bu birleştirici sandalye dediğimiz kompozit nesne olamaz.Parçaları olan Tanrı'nın ilahi niteliklerinin birleşmesi için bir sebep olacaktır ki bu da kendisi dışında her somut (nedensel ilişkiye girebilen manasında "concrete") olan Tanrı ile bağdaşmaz.Açıklama olarak bütün, parçalarının etkin bir biçimde sebebi olmasa da, onların açıklaması olabilir.Bunu zaten yukarıda verdiğimiz İlahi Öncelik Doktrini sayesinde anlatmıştık.

        Peki kompozit nesnelerin kendisi dışında bir sürdürücü neden olması gerekir mi? Makrofiziksel nesneler için bu doğru gözüküyor lakin bu durumun fiziksel olmayan nesneler için olup olmadığı tartışmalıdır. Neo-Klasik Teizmin tanrısnı düşünelim.Bu Tanrı kompozit olsa da onun varlığını sürdüren nasıl bir etkiden bahsedebilirizi muallaktır.O, zaten metafiziksel olarak zorunludur, O'nun var olması için belirli koşullardan bahsetmek saçmadır (örneğin sandalye  için sıcaklık,yapıştırıcı vs.). Metafizik zorunlu olan bir Neo-Klasik Teistik Tanrı'nın parçalarının sebebini açıklamaya çalışırken tekrardan metafizik zorunluluğa başvurmanın makul olduğunu görebiliriz. Örneğin, 3 noktalı olmak ve 3 kenarlı olmak özelliklerini düşnelim.Bunların ikisi de üçgende, örneklenmiş niteliklerdir.Üçgen için bu iki özelliğin olmaması imkansızdır.Aynı şekilde Tanrı için de belirli niteliklerinin olmaması, onun zorunluluğu gereği imkansızdır.

        Belki de Tanrı'nın özü onun direkt var oluşunu gerektiriyordur veya O'nun limitsiz mükemmelliği onun var oluşunu gerektiriyordur (ki ontolojik argüman bu tarz bir şeydir.).Veyahut O'nun ilahi bir parçası (Divine Part) vardır ve bu parça bütün mükemmel-yapıcı niteliklerin O'nun özünde var olmasını sağlıyordur. 

        Feser bu durumlara değinmeyip tek yönlü açıklamalar sunmaktadır.Bu kısım bittiğine göre diğer bölüme geçelim.İki üç ve dört numaralı argümanlara toplu şekilde değineceğim.

            2) Mükemmellik 

                 1)Tanrı Mükemmeldir.

                  2)Tanrıdan başka mükemmel varlık yoktur.

                  3)Mükemmel varlığın mükemme parçaları vardır.

                  4)Tanrı sadece Tanrının parçasıdır.


             3) Bir başka argüman:

                 1)Birinin hayatının merkezine Tanrı'nın sevgisini koyması kabul edilebilirdir.

                  2)Birinin hayatının merkezine, Tanrı dışında başka bir şeye koyması putperestliktir (idolatry kelimesini putperestlik diye çevirdim ama :D )

                   3)Putperestlik kabul edilemez.

                    4)Eğer Tanrı, Tanrı'nın sevgisinden başka bir şeyse; birinin hayatının merkezine Tanrı'nın sevgisini alması kabul edilemez.

                    5)Öyleyse Tanrı,Tanrı'nın savgisidir.

        

            4) Yine bir argüman, Tanrıyı niteliklerinden ayırmanın, monoteizmle uyuşmadığı şeklinde mutezile ekolünün önderlerinden Vasıl bin Atadan[16]:

                 1)Eğer Tanrının özü yanında ondan ayrık nitelikleri varsa,onlar ya onun özüyle (zat) beraber ezelidir(kadim) ya da zamanda başlangıcı vardır ve yaratılmıştır (hadis).

                  2)Tanrı, nitelikleri yaratmış olamaz

                  3)Öyleyse eğer Tanrı'nın özünden başka (ondan ayrık) nitelikleri varsa onlar,O'nun özüyle beraber ezeli olmalıdır.

                  4)Tevhid ilkesince, hiçbir şey Tanrı'yla özüyle beraber ezeli olamaz.

                  5)Öyleyse Tanrı'nın nitelikleri özünden ayrı olamaz.

        Bu argümanı okurken bu bölümdeki ikinci ve üçüncü argüman -Pruss'un sunduğu- olan argümanlara benzediğini göreceksiniz.Bu argümanlardaki ortak amaç, en mükemmel varlığın Tanrı olduğunu iddia ettikten sonra mükemmellik sıralamasında ona denk bir şey olamayacağını sunup bir bastilik savunması ortaya koymaktır.Öncelikle bu argümanlara dair bir savunu yapacağım daha sonra ilahi basitliğin vardığı sonuçları inceleyeceğim.

        İlk olarak bu argümanların kabul ettiği şey, Tanrı'dan başka mükemmelik veya sonsuzluk olamayacağı gibidir..Tabiri caizse,bütün mükemmelliklerin zaten onda toplandığı bu yüzden ondan ayrı bir mükkemmellik kabul etmenin O'nu en mükemmel varlık yapmayacağıdır ki bu da daha mükemmeli düşünülemeyen varlık kavramıyla ilgili sorunlar çıkartır.Örneğin, Tanrı'yı çeşitli özellikler barındıran bir varlık olarak düşünelim.Bu durumda ibadet ettiğimiz veya mükemmel olan varlık Tanrı'nın nitelikleri değil Tanrı'nın bizzat kendisi olacaktır.Pruss'un sunduğu bu iki argümandaki ilk sorun onun, Tanrı'yı zaten bir özellikle eş değer tutup ona göre mükemmel olmaklıkla oynamasıdır.Çeşitli özellikleri ayrı ayrı bulunduran bir varlık, Pruss'un sunduğu Tanrı kavramıyla bağdaşmadığı için argümanlardan etkilenmeyecektir.Elbette,Klasik teizm içinde niteliklere dair nominalist görüş mü yoksa olmayan görüş mü bağlamında bu argüman etkili olabilir lakin mevzubahis bir Tanrı için geçerli olmayacaktır.

        İkinci olarak, Vasıl bin Ata'nın argümanındaki sorun neden O'nunla birlikte ezeli (eternal) olan şeylerin olamayacağı sorusudur.Örneğin,matematiğin zorunlu doğruları ezelidir ve değişmezler.Eğer ki matematiğin zorunlu doğruları O'nun özüyle beraber değildir denirse bunun ne manaya geleceği haklı bir soru olarak ortaya çıkar.Matematiğin zorunlu doğruları (hele ki platonizm doğruysa) Tanrı'nın özüyle beraber değil demek onların, Tanrı'nın özüyle bir alakası olmadığını ve O'nunla ilgili bir bağlayıcılığı olmadığını mı söylemektir? Bu muallaktır.

        Ayrıca bu argümanda da Tanrı, direkt olarak nitelikler şeklinde ele alınmıştır.Tanrı ve onun nitelikleri şeklinde ele aldığımızda ise bu argüman sorunlu gözükmemektedir çünkü ezeli olarak var olan varlık Tanrı'dır.Pruss'un sunduğu argümanlarla ilgili sorun da farklı niteliklerin (örtülü biçimde olsa da) fazla Tanrı'yı veya mükemmel olmayan bir Tanrı'yı gerektireceğidir.Lakin Belirli niteliklere sahip ve bir kişi olan Tanrı modelini kabul ettiğimizde mükemmel olanın O olduğu sonucundan ayrılmayacağımız görülmektedir.Ayrıca daha önceden değindiğimiz üzere, Fowler'ın İlahi Öncelik Doktrinini kabul ettiğimiz sürece Tanrı ve Parçaları'nın, O'nun bağımsız bir varlık olması yolunda engel olmadığını da kabul edebiliriz.

        Lakin konu, bu tarz bir parça-bütün ilişkisine geldiğinde de Pruss'un ve Vasıl Bin Ata'nın argümanı yerine Feser'ın neo-platonik kanıt'ına geri dönmektedir.B zaman teorisini kabul edip Kelam Kozmolojik Argümanı reddettikten sonra, konunun Leibnizci Kozmolojik Argümana gelmesi gibi düşünebilirsiniz.

                                 

    C) Kendisinden Daha Mükemmeli Düşünülemeyen Varlık??

        Mümkün olan bütün varlıkların bulunduğu bir küme düşünelim.Bu kümenin elemanlarını da "mükemmelik" ölçütünde sıralayalım.Teistler olarak bizim Tanrı olarak kabul ettiğimiz varlık bu hiyerarşide en üstte olandır.Yani "kendisinden daha mükemmeli düşünelemeyen varlık" Tanrıdır ve bu tanımı Anselmin Proslogion eserinde görmek mümkündür.Teist olarak yükümlülüğümüz varlıkların en mükemmelini göstermektir.Bunun için de Klasik Teizmin sunduğu Tanrı'nın en mükemmel olmadığını göstermek için de Ona atfedilen niteliklere bakacağız.

           

    D) Klasik Teizmin Tanrısının Nitelikleri Tutarlı Mı?

        Bence hayır.Bunu göstermek için Klasik Teizmin kabul ettiği bazı niteliklere göz gezdireceğim.

        D.1) Atemporal Tanrı

            Klasik Teizm Tanrının potansiyellik barındırmadığını, değişmeyeceğini yani atemporal olduğunu varsayar.Ben yine burada bahsedeceğim ama isteyen olursa şu yazıma bakabilir .

            Bir şeyin atemporal olması ne demek? Bir şeyin zamansız olması onun yaşamında ardışık "an"ların bulunmadığı anlamına ve değişimden mahrum olduğu anlamına gelir.Örneğin herhangibir X varlığı atemporal ve ben zamansal isem, benim geçmişim,şimdim ve geleceğim onun şimdisine tekabül eder.Örneğin soyut nesneler, asla değişmezler,nedensel ilişkiye giremezler, bir zamana tabii değillerdir.Onlar için ardışık zamansal anlar yoktur.Konu soyut nesneler olduğunda atemporal kelimesini daha iyi anlayabiliyoruz ama -ilahi metinlerden anladığımız kadarıyla- peki evrrene müdahale eden,anlayan bir varlığın atemporal olması mümkün mü? 

            Nedensel ilişkiye girebilen bir varlığın nasıl zamansız olabileceğini kavramak çok zordur.Bunu yapmaya çalışanlardan biri Brian Leftowdur.Leftow, Tanrıyla evrendeki her uzamsal varlığın arasındaki mesafe sıfırdır der (Sıfır Tezi).Eğer Tanrıyla herhangi bir nesne arasında mesafe yoksa Tanrıya göre değişim de yoktur çünkü hareket (değişim) olmadan zaman olmaz.Burda ayrıca belirtlimesi gereken bir şey daha var ki o da zamanın fiziksel zaman indirgendiği.William Lane Craig (WLC) bunun bir kategori hatası olduğundan bahsediyor[6].  

            Eğer Zaman konusunda B teorisini ve "Şimdi"nin ontolojik bir üstünlüğü olmadığını kabul edersek,Tanrının bu 4boyutlu evreni değişimsiz bir şekilde bilmesi gayet makul duruyor.Çünkü ona göre değişim, şimdinin değişmesiyle değil belirli özelliklerin belirli bir anda bulunup bulunmaması ile ilgilidir.

            Bu durumu kabul etsek bile Tanrının evrene müdahale etmesini ve ilahi metinlerde yer alan Tanrının zamansal kip barındıran söylemlerini nasıl zamansız formda analiz edebileceğimizi bilemiyoruz.Mullins [7] creatio ex nihilo'ya dayanarak Tanrının yaratmayla var olduğu ve yaratma olmadan var olduğu 2 durum (state of affairs) vardır diyor.Yani evrenin var olmadığı  (aktüel olmadığı da denebilir) bir durumdan var olduğu duruma geçiş var ki biz buna değişim diyoruz ve bu da "zamanı" ima ediyor.Buna karşılık Klasik Teist, B teorisini kullanıp aslında her anın ve Tanrının  birlikte var olduğunu (co-eternally exist) iddia eder.Yalnız buradaki sorun yaratma olmadan Tanrı'nın var olması durumu problemlidir çünkü Tanrı özgür iradesi gereği yaratabilir de yaratmayabilir de.Bu şekilde Tanrı ve zamanın "co-eternal" olarak bulunması böyle bir duruma dair açıklama sunmayı gerektirir.

         Yani,Tanrının nedensel ilişkiye girmesi ve nedensel ilişkinin öncelik-sonralık özelliklerine sahip bir zincir oluşturması Tanrının nasıl zamansız olabileceği konusunda tereddüt yaratmaktadır.

          Bir yandan da Tanrının zamana dahil olmasının uzaya da dahil olmasını gerektirmesi gibi bir problem vardır. Einstein sonrası uzaydan bağımsız zaman algısının yerlebir olduğunu bilmekteyiz.Uzay-zaman aslında 4 boyutlu bir yapı gibi görünmekte.Eğer 4boyutçuluğu kabul edeceksek Tanrının da zamana girdiği koşulda uzaya da gireceğini kabul edeceğiz.Nasıl ki elinize bir nesne aldığınızda 2 boyutlu uzayda var olup üçüncü boyutta var olmaması imkansız ise o nesnenin zamanda var olmaması da imkansızdır.

          Bu yüzden benim benimsediğim görüş: Omnitemporal Tanrı.Yani fiziksel zamanı aşkın bir zaman daha var ve bu zaman Tanrı için mümkün kılmasını sağlıyor lakin bu Tanrıya has zaman metrik değil çünkü bu zamanın metrik olduğunu kabul ettiğimiz anda fiziksel zamanla bu zamanı ayırmanın nasıl bir gerekçesi olduğu ve Tanrınıın bu evreni neden bu anda yarattı da başka zamanda yaratmadı,neler yapıyordu o zaman kadar soruları açığa çıkıyor.[8]

        Ufak bir ekleme olarak:Görüyoruz ki A teorisini kabul eden bir klasik teist, Tanrıyı atemporal kılmada zorlanabilir.Şöyle ki:

                   Tanım : Klasik Teizme göre Tanrı, nitelikleriyle özdeştir.

                   1)A teorisi doğruysa ontolojik statü olan "şimdi" sürekli değişir.

                   2)Şimdi sürekli değişiyorsa o zaman şimdinin bilgisi de değişir.

                   3)Tanrı -her şeyi bilen olarak- şimdinin bilgisine sahiptir.

                   4)Tanrının bilgisi değişir.

        İtiraz olarak Tanrının bilgisinin Tanrının dışında olması şeklinde bir itiraz gelebilir lakin biliyoruz ki bilgi dediğimiz şey bilinçli kişinin zihninde vardır.Kişinin (Tanrı) zihninde olup da O'nun dışında olması nasıl bir şeydir mevzusu muğlaktır.         

        Bu durumdan dolayı klasik teistin B teorisini seçmesi en rasyonel yol gözükmektedir.Ayrıca A teorisi doğruysa, Tanrı'nın şimdinin bilgisine sahip olması ve böylece alim-i mutlak olmasının mükemmellik konusunda nasıl sorun yaratacağı belirsizdir.

        Sonuç olarak değişim olmadan Tanrının bazı şeyler için muktedir olamayacağını ,en azından creatio ex nihilo'yu kabul ettiğimiz durumda, söyleyebilirim.


        D.2) Fenomenal Nitelikler ve Tanrı

            Fenomenal bilinç ve subjektif gerçeklik furyası Thomas Nagel'ın "Yarasa Olmak Nsaıl Bir Şeydir?" makalesiyle başladı desek yanlış olacağını zannetmiyorum.Bir gerçeklik var ve biz buna fenomenal bilinç diyoruz.

            Örneğin vektörleri bilirseniz ve çok zeki biriyseniz yatay atışın ne olduğunu, gerekli veriler sağlandıktan sonra  bilebilirsiniz lakin fenomenal nitelikler subjektif olduğu için bir matematiksel yapıya oturmazlar, yani herhangibir matematiksel formülasyona ya da denklemler sistemine sahip olmanız onun bilgisine sahip olabileceğiniz anlamına gelmiyor.

             Peki Tanrı impassible (dokunulmaz) ise fenomenal nitelikleri bilebilir mi? Klasik Teizmin sunduğu Tanrı modelinden biliyoruz ki Tanrı asla değişime uğramaz.Tanrının DEĞİŞMEZ olması ise onun bir şey deneyimlemeyeceğini ve herhangi bir arzuya tutkuya sahip olamayacağını söyler.Çünkü bir arzusu tutkusu olan varlık potansiyellik barındırır ki bu da klasik teizmin "Tanrı pür aktüelliktir" iddiasıyla çelişir.Sonuçta fenomenal nitelikleri deneyimlemek bir değişime yol açmaktadır.

            Linda Zagzebski, makalesinde [9] kısaca Tanrının fenomenal nitelikleri bilmesi gerektiğini bunun için de Tanrıya yeni bir özellik atfedilmesi gerektiğini ifade ediyor.Bunun için de İlahi Empati sıfatını Tanrının sıfatları kümesine dahil ediyor.Nasıl ki biz empati kurarak insanların nasıl hissettiklerini tamamen olmasa da kısmen bilebiliyorsak Tanrı da kusursuz empati yeteneğiyle fenomenal nitelikleri bilebilir diyor.

            Burdaki en bariz hata deneyimin öznel niteliğine erişemememizin sebebini kognitif eksikliğe bağlamaktır.Biz, başkasının deneyimini; fenomenal bilincin subjektif doğasından ötürü bilemiyoruz.

            Empati dedğim yetenek de zaten öncelikle o hissin deneyimlenmesinden sonra olur.Daha önce dediğim gibi, bu hisler (feelings) herhangi bir çıkarımla elde edilemeyeceği için deneyimlenmeden erişilmesi şarttır. Elbette Tanrının empatik olması daha mümkün kılabilir [10] lakin bu durumda dahi Tanrının en az 1 kere deneyimlemesi şarttır.

            Tanrı bu nitelikleri bilmese değişimden mahrum kalmış olur ama fenomenal nitelikleri bilemez.Peki Tanrının fenomenal nitelikleri bilmesi şart mıdır? Öyle görünüyor ki bizim kabul edeceğimiz Tanrı "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyendir".Varlık kümesinde mükemmllik bakımından en üstte olan varlığın bu nitelikleri bilmesi, bilmemesine göre daha mükemmeldir.Yani Klasik Teizmin ileri sürdüğü Tanrı düşünülebilecek en mükemmel olan olmamış oluyor. 

            Bir klasik teist "Klasik Teizmin Tanrısı futbol da oynayamaz o zaman Tanrı mükemmel değil mi diyeceğiz?" şeklinde bir soru sorabilir.Lakin burda Tanrının futbol oynaması demek bir bakıma onun bacaklara sahip olması, insan haline bürünmesi demek.Bu onu mükemmellikten münezzeh kılar.Lakin Tanrının fenomenal nitelikleri bilmesi onda (bilgisi hariç) herhangi bir içsel değişimi beraberinde getirmek zorunda değildir.İnsanlar sadece fenomenal niteliklere sahip değil ayrıca bu niteliklere eşlik eden nöral korelasyonlara da sahip.Böyle olunca fenomenal nitelikler insanların yaşamlarında yüklü bir değişime sebep olmuş oluyor.Lakin Tanrı için sadece bu fenomenal niteliklerin deneyimlenmesi onda, materyal bir parça olmayacağından ve bu deneyimlerin onu farklı şekilde davranmaya itmeyeceğinden, mükemmeliğinden ödün verecek bir değişiklik yaratmayacaktır.

            Buna karşılık olarak B teorisinin gerçek olduğunu iddia eden bir klasik teist, bu hislerin Tanrının zamandan bağımsız olmasından ötürü onda var olacağını böylece bilgisinde değişim olmayacağını söyleyebilir. Lakin burdaki problemlerden biri bu niteliklere sahip olmanın direkt olarak immutable (değişmez) niteliğiyle uyuşmayacağını belirtmek gerekir.Ayrıca zamansız olan bir Tanrının öznel deneyime nasıl sahip olacağı da açıklama gerektiren bir durumdur.

             Bir başka durum ise temporal qualia sorunudur.Temporal Qualia kısaca zamanın akması hissine verilen addır. Temporal Qualia'nın ister bir çeşit ilüzyon olduğuna inanın isterseniz de zamansal akışın gerçekliğine delil olduğuna inanın.Tanrının bunu da bilmesi gerekiyor çünkü bunu bilmek herhangi bir şekilde mükemmelliğine halel getirmediği gibi onun,Klasik Tezimin öne sürdüğü Tanrıya göre daha bilgili olduğunu da söylemekte sakınca yoktur.Bu durumu çözmek için Omnitemporal Tanrının iyi bir görüş olduğunu da belirterek sonraki konuya geçmek istiyorum. 


        D.3) Tanrının Özgür İradesi ve İlahi Basitlik ve Modal Çöküş

            En kapsamlı bölüme geldik.Daha önce de gördüğümüz gibi Klasik Teizm savunucuları İlahi Basitlik (İB) doktrinini de kabul ediyorlar.İlahi basitlik gördüğümüz üzere Tanrının kompozit olmadığını basit bir varlık olduğunu,kendisinin dışında her şeyin sebebi olduğu için (burda soyut nesneler var mı emin değilim lakin buna dair kısıtlamalar getirilebilir) parçalardan oluşmadığını bu yüzden O'na atfedilen özelliklerin birbiriyle özdeş olduğunu iddia ederler.Bu doktrine uygun bir Tanrı'nın en mükemmel olduğuna dair iddiaları vardır.

       1)Modal Çöküş

             Modal Çöküş aslında aslında belirli veriler altında bir şeyin farklı kiplere sahip olmasından doğan sonuçtur.Örneğin siz  X (olgu,varlık,durum olur) için olumsal diyorsanız sonra argümanlara dayanarak X'in zorunlu olduğunu ortaya çıkarıyorsanız burda yaşanan duruma Modal Çöküş diyoruz.Peki Klasik Teizm için modal çöküş nedir?                            

        Ryan Mullins ise şöyle özetliyor:

                    "İlah basitlik modal çöküşe neden oluyor mu? Evet, ilahi basitlikte Tanrı'nın         özü onun varlığına özdeştir.Ayrıca O'nun basit bir eylemi onun özüne eşittir.Tanrı'nın            yaratma eylemi bu basit bir eyleme ve böylece onun varoluşuna/özüne özdeştir.Tanrı            mutlak zorunluluktan vardır.Böylece O'nun yaratma eylemi de mutlak zorunluluğa                özdeştir çünkü o [yaratma eylemi]  da Tanrı'nın özüne/varoluşuna özdeştir."                                                                                 (Mullins,2016,syf.138)

             Tomazeswki argümanı kısaca şöyle özetliyor[11]

            1. Zorunlu olarak Tanrı vardır.

            2. Tanrı,Tanrı'nn yaratma eylemiyle özdeştir.

            3. Zorunlu olarak Tanrı'nın yaratma eylemi vardır. 

          Modal mantık işleçleriyle gösterince şöyle oluyor:

                        




            Lakin Tomazewski burda, bir safsataya başvurulduğunu söylüyor.Modal bağlamda aynı şeye gönderimde bulunan kelimeler kullanılsa da doğruluk değeri değişebilir.Modal bağlamlar, geçirimsiz bağlamlardır.Bunu bir örnekle açıklayayım:

                    1)Zorunlu olarak 9 > 8.
                    2) Gezegenlerin sayısı 9'dur.
                    3) Zorunlu olarak,Gezegenlerin sayısı 8'den büyüktür.
    

            Burada görüyoruz ki modal bağlamda gönderimler aynı olsa bile doğruluk değeri değişebilir.İlk 2 öncül doğruyken 3.öncül zorunluluk belirttiği için yanlıştır.Argüman geçersizdir.      


            Lakin argümandaki Tanrı'nın yaratma eylemi'ni, Tanrı'nın aküel yaratma eylemi şeklinde değiştirerek bu safsatadan kurtulmamız mümkündür.O halde argümanımız şöyle olacaktır:

            1) Zorunlu olarak Tanrı vardır.

            2) Tanrı, Tanrı'nın aktüel yaratma eylemiyle özdeştir.

            3) Zorunlu olarak Tanrı'nın aktüel yaratma eylemi vardır.

            4)Zorunlu olarak Tanrı'nın aktüel yaratma eylemi varsa, aktüel yaratma eylemi vardır.

             5)Zorunlu olarak aktüel yaratma eylemi vardır.


        Klasik Teist için bu argümanı reddetmenin tek yolu, Tanrı'nın etkilerinin indeterministik bir şekilde oluyor olmasıdır.Liberteryen özgür iradeye sahip bir Tanrı, her mümkün dünyada aynı olsa da her dünya için aynı şeyi dilemek veya istemek zorunda değildir.

        w1 dünyası aktüel dünya, w2 dünyası da herhangi bir mümkün dünya olsun.Tanrı, O'na dair her şeye eşitse O'nun aktüel yaratma eylemi de O'na denktir.W1dünyasında bu aktüel yaratma eyleminin olması w2 dünyasında olmaması O'nun bir w2 dünyada olmaması demektir çünkü onun aktüel yaratma eylemi O'na özdeştir. İtiraz olarak O'nun sadece aktüel yaratma eyleminin olması gerektiğini yalnız bu durumun sadece w1 dünyası için çalıştığı söylenebilir.Böylece Tanrı her mümkün dünyada aynı olsa da etkileri indeterministik olabilir. Ayrıca Mullins, bu dünyanın var olmasını zorunlu olduğunu çünkü Tanrı'nın aktüel yaratma eyleminin bu dünyayı aktüele çevirdiğini söylüyor.Yani Tanrı bu dünyayı aktüele çevirmek istediyse bu aktüel dünya aktüel olmayan olamaz,yani bu dünya zorunlu olarak vardır diyor.Lakin Tanrı'nın etkilerinin indeterministik sonuçları olduğunu düşünürsek, eğer Tanrı'nın yaratmak istemesi başka bir dünya için olsaydı o vakit de o mümkün dünya Tanrı'nın istenci gereği zorunlu olurdu.Mullins burada indeterministik etkileri kaçırmaktadır demek yanlış olmaz sanırım.

        Lakin burada bence hala daha klasik teizm için sorun devam etmektedir.Klasik Teizm'in Tanrı'sının indeterministik sonuçları olabilse de nitelikleri gereği belirli bir dünyayı aktüel çevirmek zorunda olmalıdır.Belki en mükemmel belki de değil lakin O'nun en rasyonel varlık olması için aktüele çevirdiği dünya için belirli kriterleri olmalıdır.Bu kriterler doğrultusunda bir dünya en makul olanıdır ve bu yüzden yarattığı dünyayı zorunlu olarak yaratmıştır.Yani bu dünya'nın aktüel olmaması Klasik Teist için imkansızdır.Aynı durum Neo-klasik teist için de gerçekleşir diyebilirsiniz lakin bu durum doğru değildir.

        Neo-klasik Teizmin Tanrı'sının niyetleri ve eylemleri hakkında bu kadar kesin konuşamamızın sebebi Klasik Teizmin yaptığı gibi O'na kesinlikler atfetmemektedir.Niyetlerinin kesinlikle iyi olduğunu varsaysak da ne tür niyetlerinin olduğuna dair kapsamlı bir analiz sunmak, klasik teizmin tanrısının aksine daha zordur.Hatta, bu tarz bir Tanrı modelinde, Kötülük Problemine karşı şüpheci bir savunma yapmak Klasik Teizme nazaran daha kolaydır.Klasik Teizm'in Tanrı'sı tabiri caizse dümdüz makineye benzemektedir.Bu tarz bir makinemsi (otonom) bir Tanrı'nın eylemleri hakkında şüpheci davranmak nispeten daha zordur.

        

        2) Klasik Teizme Karşı Birbaşınalık Argümanı

        Pruss'a göre ilahi basitlik için en zorlayıcı problem Tanrı'nın olumsal bilgiye sahip olmasdır[12]. Ryan Mullins ve Joseph Schmid, Tanrı'nın olumsal bilgisinden (Tanrının özgür iradesi ve ilahi basitlikten de tabii) yola çıkarak klasik teizm aleyhnine bir argüman sunar [13].

        Öncelikle içsel ve dışsal nitelik ayrımını yapmamız lazım.Burda nitelikten kast ettiğim poizitif ontolojik item olduğunu belirtmeliyim.İçsel ve dışsal nitelikler ise şöyle: Bir şeyi kendisi olacak şekilde karakterize eden nitelikler içseldir, ilişkileri bakımından karakterize eden nitelikler de dışsaldır.

        İçsel nitelikler temel olabilir ya da temel olmayan diye ikiye ayrılabilir. Örneğin Sokrates'in "insanlığı" temel olan içsel nitelikken, "kalkık burunlu olma" özelliği temel olmayan içsel niteliğine örnektir. Bir şeyin "ilineği (accident)" derken aslında temel olmayan içsel özelliklerine atıf yapıyoruz.Yani o olmadan da var olabilen ama ilişkisel olmayan nitelik olarak.

        İlahi basitliği savunanlar Tanrının ilineği olmadığını savunurlar, çünkü bunlar olumsaldır ve Tanrı olumsal bir şeye temel olarak sahip olamaz.Ayrıca Tamamıyla Dışsal Özellikler ile Kısmi dışsal özellikleri ayırmalıyız.Herhangi bir S, tamamıyla dışsal F özelliğine sahipse "S, F özelliğine sahiptir" önermesinin doğru olmasının sebebi tamamen S'in dışında olan bir şeyden kaynaklanmaktadır.S, kısmi dışsal F özelliğine sahipse "S, F özelliğine sahiptir" önermesinin doğru olmasının sebebi kısmen S'in kendi kısmen de kendi dışındakilerden kaynaklanmaktadır.Ayrıca biliyoruz ki İlahi Özgür İradeye sahip Tanrı yaratıp yaratmamakta özgürdür ve O var olan her şey bilir.

        Tanrı her mümkün dünyada var ise o zaman sadece Tanrının bulunduğu bir mümkün dünya da mümkündür.Eğer Tanrı böyle bir mümkün dünyada var ise o zaman onun nitelikleri dışsal olamaz çünkü bu mümkün dünyada onun dışında bir şey yok.Yani onun bilgisi tamamen içseldir.Tanrı bütün mümkün dünyalarda aynı olduğu için (aynı olmasa olumsal olurdu ya da parçaları olurdu ki bu da ilahi basitliğe aykırı) onun bilgisi onun içsel niteliğidir.

        Buraya kadar bazı şeyleri belirlediysek makaledeki argümanı yazayım:

            1)Tanrının bilgisi ya tamamen içseldir ya tamamen dışsaldır ya da kısmi içsel kısmi dışsaldır.

            2)Eğer ki Tanrı tek başına var olmuyorsa Tanrı'nın bilgisi (i) ya tamamen dışsal niteliktir ya da (ii) biraz dışsal  biraz içsel niteliktir.

            3)Tanrının tek başına var olması mümkündür.

            4)Öyleyse Tanrı'nın bilgisi içseldir (1-3)

            5) Tanrı'nın olumsal bir şekilde bazı bilgilerinin var olması zorunludur.

            6) Öyleyse Tanrının olumsal olarak tamamıyla içsel bilgisinin olması mümkündür.(4-5)

            7) S için tamamen içsel olan şey ya S'in ilineğidir ya da S'in temel niteliğidir.

            8) Tanrının olumsal olarak sahip olduğu herhangi bir şey O'nun temel özelliği olamaz.

            9) Öyleyse Tanrınnı ilineği olması mümkündür (6-8)

            10)İlahi basitlik doğruysa Tanrı'nı ilineği olması mümkün değildir.

            11) İlahi basitlik yanlıştır (9,10)


Argümana karşı 5 itiraz inceleniyor lakin ben birkaçına yer vereceğim.

                 1) Dışsallığın (extrinsicality) kusurlu analizi

                        2. öncülün içsel ve dışsal niteliklere dair analizin kusurlu olduğunu söyleyenir.S'in dışsal niteliğe sahip olması onun dışında şeylerin var olmasına bağlandığı iddia edilir.Örneğin sadece bir elektronun bulunduğu bir mümkün dünya düşünün.Böyle bir dünyada elektronun "tek başına olmaklık" özelliği vardur ve elektron dışında başka bir şey olmamasına rağmen elektronun dışsal bir özelliğidir. Bu elektronun kopyası başka bir dünyada bu özelliğe sahip olmayabilir.Öyleyse bu nitelik elektrona içsel bir nitelik değildir. 

                    Böylece yalnız Tanrı'nın bulunduğu mümkün bir dünyada O'nun bilgisi dışsal olabilir.

                   Lakin bu durum, Lewis'in negatif dışsal nitelikler dediği karşı örnektir.Bu özellikler bir yoksunluk veya eksiklik bildirmesi bakımından negatiftir.Pozitif dışsal nitelikler ise yoksunluk veya eksiklik bildirmemesi bakımından pozitiftir.Bu ayrımı ele aldığımızda Tanrı'nın bilgisinin negatif özellikten ziyade pozitif olduğunu görebiliriz.O yüzden elektron karşı örneği Tanrı'nın bilgisi durumuna uygulanamaz.

                  İkinci olarak bu itirazın bir ikileme yenik düştüğü söylenebilir.Yalnız Tanrı'nın bulunduğu mümkün düynada x'in (herhangibir şey olabilir) ya pozitif ontolojik statüsü vardır ya da yoktur.Eğer x'in pozitif ontolojik statüsü varsa Tanrıdan bağımsız olamaz öyleyse x yaratılmıştır (Klasik Teizmde, Tanrı olmayan şeylerin var olması, Tanrı'nın onu yaratmasına bağlıdır).Ama bu boş olan mümkün dünyada Tanrı dışında bir şeyler olamaz, bu şey Tanrı'yla özdeş olmalıdır.Öyleyse x mevzusunda anti-realist olmak gerekir.

                 Şimdi x'i Tanrı'nın bilgisine yoralım.Klasik Teist bu konuda anti-realist olamaz çünkü bu Tanrı'nın bilgisinin olmadığını söylemektir.Öyleyse bu bilginin gerçekliği vardır.Eğer böyleyse, sadece Tanrı'nın bulunduğu mümkün dünyada ilahi bilgi olumsal olamaz.Ama biliyoruz ki böyle dünyalarda Tanrı'nın bilgisi ancak olumsaldır.İtirazda verilen analiz klasik hatalıdır.

           

                2) Kısıtlanmış Modal Collapse

                    Klasik Teist basitçe 3. öncülü reddedebilir (Tanrı'nın birbaşına var olması mümkündür.). Ve kısıtlanmış bir modal collapse'i kabul edebilir. Tanrı zorunlu olarak öyle veya böyle yaratır.Lakin bu tarz bir savunma, Tanrı'nın yaratmaya bağlı olduğunu söylemeye varır.Tanrı kendisi olmak için yaratması zorunludur demek, yaratma olmadan kendisi olamaz demek ki bu da Klasik Teizmin mükemmel varlığı için uygun değildir.Ayrıca Tanrı'nın özgür iradesine de karşı çıkan bir hamledir.Eğer Tanrı öyle veya böyle bir dünyayı yaratmak zorundaysa, bir şey yaratmamayı seçememiş olur böylece özgür iradesi de olmamış olur.

                3) Kendini Bilir

                    Tanru bütün mümkün dünyalarda aynı şeyi bilir.Yani Tanrı'da mümkün dünyadan dünyaya değişne bir şey yoktur.O her şeyi özü gereği bilir, böylece O'nun herhangi bir mümkün dünyada bulunması bir şeyi değiştirmez.Ama Tanrı'nın kendi-bilgisi ancak kendi doğası hakkında bilgi verir.Kendi doğası zorunlu olduğu için zorunlu olanlara dair bilgiler verir.Tanrının bütün bunları kendi özü gereği bilmesi, bu olumsal bilginin başka modal statüye sahip olduğuna işaret etmez.Olumsal olanı bilmesi zorunlu olsa da bu bilginin içeriği (content) olumsaldır.


      3) Keyfi Yaratma !! 

            Neredeyse bütün Tanrı modellerinde kabul edilir ki O, mükemmel bir şekilde rasyonel varlıktır.Swinburne "Tanrı sadece rasyonel etmenlerce yönlendirilir."(The Christian God p.128) Tanrı tamamen özgürdür,rasyonel olması şartıyla tabii. Bundan dolayı O her zaman bir nedenden dolayı eyleme geçer.Diğer türlü irrasyonel bir Tanrı olmuş olur.

            Daha önceden de bahsettiğim üzere,Klasik Teizm buna ek olarak Tanrı'nın herhangi bir dış etmenden etkilenmeyeceğini,O'nun pür aktüellik olduğunu bundan dolayı atemporal olduğunu da ifade eder.Peki böyle bir Tanrı'nın yaratma eyleminde bulunmasının sebebi ne olabilir?

             Açıkçası eyleme geçmek için sebeplerin, Tanrı'nın özgürlüğünü kıstıladığı söylenemez.Kevin Timpe Özgür Seçim Üzerine Sebepler-Kısıtlamasını (Reasons–Constraint on Free Choice) kabaca şöyle tanımlar: 

"Eğer A'nın , t zamanında X'i gerçekleştirmek için sebebi yoksa; (burda iki tür sebep var aslında (intellectual ve affective)) o zaman A, t zamanında X'i yapmayı özgürce seçmekte acizdir." 

             Yani bir fail X adındaki bir eylemi gerçekleştirmek için sebep(ler)den yoksunsa o zama o fail o X'i gerçekleştirmekte özgür değildir.Bir şeyleri nedenden dolayı seçmek, diğer seçenekleri elimine edebilmek demektir.Örneğin sizin bütün kaslarınıza bir elektrod bağlayıp birileri hareket ettirse, sizin o şekilde hareket etmek için bir sizi eyleme geçiren bir sebebiniz olamayacağı için siz özgür olmamış oluyorsunuz.

           Tanrı'nın eyleme geçmesi için rasyonel sebeplere ihtiyacı olsa da seçmekte özgürdür. Buna bağlı olarak Klasik Teizmin şöyle bir prensibe bağlı olduğunu söylemekte sakınca yoktur: Yaratma Prensibi (YP) : (I) Tanrı, yaratma ya da yaratmamada özgürdür. (II)Tanrının özü onun yaratma eylemine bağlı değildir.

             Ayrıca,Tamamlanmamış Arzular Kısıtlaması (TAK :d beklemiyordum,içimden geldi): Tanrı herhangi bir eylem tarafından tatmin olmaz.Pür aktüel olanın bir şeylerden sonra (Yaratmadan mesela) tatmin olma gibi bir özelliği olamaz.

           İşte Mullins'in sunduğu argüman[14]

                                    1) Tanrı impassible'dır (Herhangi kendisi dışında bir şey tarafından tatmin olmaz, hisleri yoktur)

                                    2) Tanrı mükemmelen rasyoneldir.

                                    3) Tanrı evreni yarattı.

                                    4) Tanrı mükemmelen rasyonelse, evreni yaratmasının sebebi vardır.

                                    5)Öyleyse Tanrı evreni bir sebep üzerine yarattı.

                                    6) Tanrı impassible ise evreni sebepsiz yaratmıştır.

                                    7) Öyleyse Tanrı evreni sebepsiz yaratmıştır.

                                    8) Tanrı evreni sebepli yaratmıştır ve Tanrı evreni sebepsiz yaratmıştır.

              Klasik Teist için burda bir sorun bulunmaktadır ve bu sorunu çözmek için Tanrı'nın evreni yaratmasının bir sebebini sunmalıdırlar.Bunlar kabaca şöyle:

                 1) Evrendeki objektif değer

                           Tanrı belki de evrendeki objektif değeri artırmak için içinde yarattıklarının bulunduğu bir evreni aktüele çevirmek istemiş olabilir.Çünkü evrende objektif değeri gerçekleştiren failler olmasaydı şuankinden daha az objektif değer olacaktı. 

                            Lakin bu sebep klasik teizm için doğru olamaz çünkü burda "objektif değer gerçekleştirme" sebebi Tanrının ilahi doğasının dışındadır.Yani objektif değer gerçekleştirmek için kendisi dışında bir sebebi vardırı ima eder bu durum.Belki bu yöntem panteizm gibi bir modelde işe yarayabilir lakin doğası evreni aşkın olduğu iddia edilen Tanrı'da yaramaz.

                 2) En iyi mümkün dünya

                        Tanrı belki de en iyi mümkün dünyayı yaratarak niteliklerini göstermek amacıyla yaratmış olabilir.Sonuçta bu nitelikleri en mükemmel dünyayı yaratarak gösterebilir.

                        Bu sebep de Tanrı doğasının dışında bir neden bağlandığı için makul gözükmemektedir.Tanrı niteliklerini ortaya koymak,göstermek isteyebilir lakin doğası dışında bir sebebi olması onun impassible (doğası dışından bir şeyden etkilenmeyişine) oluşuna zarar verir.O'nun en mükemmel dünayı yaratmak gibi bir arzusu var demek aynı zamanda onun bu arzusunun kendisi dışında bir şey tarafından tatmin olacağını işaret eder ki bu da TAK ilkesine zarar verir.

             

                  3) Tanrı kendi iyiliğini istemiş olabilir

                         Belki de Tanrı kendi iyiliği için evreni yaratmıştır.Bu durumda sebep kendisi dışında olmaz çünkü kendi iyiliği kendisine hastır (garip bi cümle oldu ama anladınız).Tanrı iyi olduğu için yapar.

                         Tanrı iyilik yapmak için iyilik yapar denmesi gayet makul duruyor çünkü onun doğası budur.Lakin biliyoruz ki tanrı mutlak iyi.Tanrının doğası gereği iyilik yaptığını biliyoruz lakin iyilik yaparken neden dünyayı yarattı sorusuna bu çözüm (3 numaralı) bir cevap sunmuyor.Bunu yapmak için dünya yaratması gerekiyordu dersek de bu sefer tekrardan Tanrı'yı doğası dışında bir sebebe bağlı halde evreni yarattığı varsayımına ulaşıyoruz ki bu da klasik teizmde olası değil.

                 4) Tanrı kendi faydamız için yaratıyor.

                        Tanrı belki de kendi faydamız için yaratıyordur.Burdan Tanrı etkilenmemiş, varlık ve mutluluk vermiş oluyor.Ve biri başkasını için iyilik yapmanın özsel olarak iyi bir durumu olduğunu da iddia edebilir.

                     Lakin bu durumda da Impassible Tanrı,doğası dışında şeylerin etkisinde hareket etmiş oluyor.Impassible Tanrı mümkün veya aktüel şeylerin içsel değerlerinin etkisinde kalamaz.

                     (Aslında buna değinmeyecektim ama yazdım o kadar :/)

                    5) Tanrı şanı için yaratıyor

                        Tanrının göstermesi gereken bir şanı var ve bu şan yaratınca gösterilebilir.Peki şanı göstermekte ne gibi bir değer söz konusu?Şanını gösterirken -impassible olması gereği- yaratılanların onun şanına tanıklığından etkilenmeyecek ama bir şekilde şanını göstermiş olacak.Neden? Zorunlu doğası gereği zaten şana sahip olan Tanrının doğasını bağlayacak şekilde şan göstermesi nedendir

                    6) Tanrı'nın iyiliği zorunlu olarak yayılgandır.

                          Tanrının doğası gereği iyiliği yayılgandır demek Tanrının iyiliği daha fazla iyilik yaratır demektir.Lakin bu strateji de Tanrı'nın yaratma eylemi olmadan var olamayacağını söyler çünkü mevzubahis durum YP (I) koşuluna zarar verir.Eğer Tanrı kendi iyiliğini artması için yaratmaya başvuruyorsa o zaman yaratmadan var olabilir denilen Tanrı mutlak iyi olamaz.Kendi iyiliği için değilse zaten impassible olduğu için mutlak iyi olamaz.

                           Mullins'in makale değinmediği bir nokta var ve bu da Tanrı'nın sebebini bilemeyeceğimiz şeklinde gelebilecek bir itirazdır.Şahsen bu itirazı güçlü bulmuyorum çünkü bu yaratmanın sebeplerinin olması bazı koşulların olması durumunda mümkün olur ve pür eylem olan bir varlığın hangi koşullar altında kararlar vereceği muallaktır.

                        Ayrıca bahsi edilen bu 6 cevap, klasik olmayan teizm türlerinde ilahi metinlerden dolayı gayet anlamlıyken (ilahi metinlerden bu cevaplar bulunabilir) klasik teisik açısından büyük bir sorun vardır. Burda Mullins'in bashettiğinden öte, mantıksal bir çelişki olduğunu düşünüyorum.Bunun için bir klasik teistin, gizeme başvurmadan öte çok ciddi düşünülmesi gereken savunmalar vermesi gerektiğini de söyleyerek sonraki bölüme geçiyorum.


    D.4) Plantinga

      Plantinga ilahi basitliğe karşı "Does God Have A Nature?" kitabunda iki temel eleştiri getiriyor.Direkt kitaptan olmasa da Nazif Muhtaroğlu'nun bir makalesinden[15] alıntı yaparak bu iki eleştiriyi sizlere aktaracağım.

           İlk eleştirisi şöyledir:

                        1) Tanrı, sahip olduğu bütün niteliklerle özdeştir. (İlahi basitlik tezi)

                        2) Her ilahi nitelik birbiriyle özdeştir. (ilahi niteliklerin geçişli olması)

                        3) Eğer bütün ilahi nitelikler birbiriyle özdeşse o zaman tek bir ilahi nitelik vardır.

                         4) O zaman Tanrı'nın tek bir niteliği vardır.

                         5)Lakin, Tanrı'nın birbiriyle özdeş olmayan nitelikleri  vardır (İlahi güç ve ilahi merhamet özdeş değildir).

                         6) İlahi basitlik yanlıştır.

        İlk öncül ilahi basitlik doktrininin temel tezini sunuyor,ikinci öncül özdeşlik durumlarınn bir özelliğini veriyor.Örneğin G,Tanrı olsun ve a,b,c,d onun özellikleri olsun.Eğer G=a , G=b ise a=b sonucuna ulaşabiliriz.Üçüncü ve dördüncü öncüller, tek bir şeye referans verdiğimizi söylüyor.Örneğin 15/3 = 20/4 dediğimizde aslında bahsettiğimiz tek bir şey var o da 5 rakamıdır.Beşinci öncül bazı özelliklerin özdeş olamayacağını öne sürüyor.Hatırlarsanız bu tarz bir eleştiriyi Pruss'un ilahi merhamet ve adalet nitelklerini değerlendirirken görmüştük.

        İkinci argüman ise benim gözdem :D     

                            1) Tanrı, sahip olduğu bütün niteliklerle özdeştir. (İlahi basitlik tezi)

                            2)Tanrı bütün nitelikleriyle özdeşse, O bir niteliktir.

                            3) Eğer Tanrı bir nitelikse, O kişisel bir varlıktan ziyade saf bir soyut nesnedir.

                             4)Hiçbir nitelik yaratma eyleminde bulunamaz,alim-i mutlak,kadir-i mutlak olamaz.

                              5)Tanrı kişisel bir varlıktır,alim-i mutlak,kadir-i mutlaktır ve dünyayı yaratmıştır.

                               6)İlahi basitlik yanlıştır.


        Bu çok iyi bir eleştiri çünkü Tanrı'nın nitelikten ibaret olması onun bir nitelik olduğunu gösterir.Nitelikler de taşıyıcıları olmadan nedensel ilişkiye giremezler.Örneğin güçlü olmak niteliğini ele alalım.Bu güçlü olmak niteliği kendi başına bir şeyler yapamaz ama magnezyum bu niteliği taşırsa o zaman nedensel ilişki zincirine tanıklık edebiliriz.

        Buna karşılık olarak Tanrı'yı kişiden ziyade saf eylem şeklinde yorumlayabilirler ama ilahi metinlerde onlarca belki de yüzlerce kez bulunan  ve bir kişinin söyleyebileceği ifadelerin nasıl pür eylem tarafından söylenebileceği muallaktır.Burda kendi argümanımı sunacağım.

                            1) Tanrı,yalan söylemez. (Mutlak iyi olmasından)

                            2Tanrı, ilahi metinlerde bir kişi olduğu iması verir. (Sevmesi,bilgisinin olması vs.)

                            3) Tanrı pür eylem ise kişi değildir. (Klasik teizmin iddiası)

                            4) Tanrı kişi değildir.

                            5) O zaman Tanrı yalan söylemiştir. (2,3 ve 4)

                            6) Tanrı yalan söylemiştir ve Tanrı yalan söylemez.

        Altıncı öncülün bariz çelişki içerdiği görülebilir.Burda itiraz olarak Tanrı'nın yalan söylemesi için iyi sebepleri olduğu söylenebilir lakin hiçbir şey değiştirmeyecek bu konuda Tanrı'nın yalan söylemesinin rasyonel nasıl bir sebebi olabilir çok muğlaktır.

         Şimdi ise Nazif Hocanın bu argümanlara (benim argümanıma değil) karşı iki eleştiriyi değerlendirmesine bakalım:

        Eleştiri1: İlahi basitlik savunucusu şöyle diyebilir: Bu argümanların Tanrı'da ayrıma (özellikle özü ve nitelikleri arasında) başvurulabilir gibi bir hatalı varsayıma başvuruyor.Bu tarz ayrım yaparak elde edeceğimiz absürd mantıksal sonuçlardan başka bir şey değildir.İlahi basitlik o kadar temel ve mutlaktır ki Tanrı'da herhangi bir ayrım yapamayız.

       Eğer Tanrı'da ayrım yapamazsak, ilahi niteliklerden nasıl bahsedeceğimiz muallaktır.Örneğin güzel olaylarla karşılaşırsak bu bize Tanrı'nın merhameti ve mutlak iyiliğini hatırlatır, olağan-dışı olaylara karşılaşırsak bize onun kadir-i mutlak olduğunu hatırlatır. Nazif Muhtaroğlu ayrıca ilahi metinlerde de çeşitli ilahi niteliklere referans verildiğini de belirterek ilahi niteliklerin kategorik olarak ayrılmasını elimine etmenin makul olmadığını söylüyor.

        Eleştiri2: Bu eleştiri Ed Feser'ın, Frege'nin anlam ve gönderim ayrımını kullanarak yaptığı eleştiridir.Şimdi durumun ne olduğundan bahsedelim.

               iki ayrı önerme alalım:

                            (p) Seher yıldızı, seher yıldızıdır.

                            (q)Seher yıldızı, akşam yıldızıdır.

        p önermesi a=a şeklindedir, aprioridir ve bilgi sağlamaz, lakin q önermesi a=b şeklindedir, aposterioridir ve bilgi sağlar.Halbuki seher yıldızının da akşam yıldızı da aynı gezegene ifade ediyor,yani Venüsü. Frege'nin bu duruma çözümü ise seher yıldızı ile akşam yıldızının farklı anlamlara sahip olsa da aynı gönderime sahip olduklarıdır. İki durumda da gönderim yaptığımız şey Venüs gezegeni lakin aradaki fark nasıl ifade ettiğimizdir. Seher yıldızı, gün doğumundan önce görülen son gezegenken; Akşam yıldızı, gün batımından sonra görülen ilk gezegendir.

        Ed Feser diyor ki O'nun alim-i mutlaklığı ve O'nun kadir-i mutlaklığı aynı kompozit olmayan ve basit olan aynı şeye gönderimde bulunsa da anlamları farklıdır.

                    Şu iki duruma bakalım:

                            (s) O, alimi mutlaktır.

                            (z) O, kadiri mutlaktır.

        Feser'a göre bu iki cümle farklı anlamlara gelse de aynı gerçekliğe gönderimde bulunabilr.Lakin burda bir sorun var ki s ve z önermeleri Frege'nin analizine tabii tutulamaz çünkü p ve q önermeleri özdeşlik barındıran önermelerken s ve z öyle değildir. s önermesini ele aldığımızda "O"nun ve "kadir-i mutlak" ın gönderimleri belirlenmemiştir.Örneğin "Ben güçlüyüm. (I am powerful)" önermesinde konu edilen şey benim güçlü olmak niteliğine sahip olduğumdur.Benim güçlü olmak niteliğine özdeş olduğum değildir.Bu yüzden Frege'nin anlam ve gönderim ayrımına tabii tutulamaz.Frege'nin anlam ve gönderim ayrımını kullanabilmek için, birinin aynı şeye gönderim yaptığını iddia eden iki ifade öne sürmesi lazım.

            Nazif hoca bunun için önermeleri revize etmemiz gerektiğini söylüyor.

            (s') Tanrı, alimi mutlak varlıktır.

            (z')Tanrı, kadiri mutlak varlıktır.

            Bu şekilde bakıldığında ise durumun ilahi basitlik lehine olmadığını görebiliriz.Çünkü burda alimi mutlak ve kadiri mutlaklık özelliğini taşıyan varlığın Tanrı olduğu iddiası vardır.

            Lakin Feser'ın argümanı bu şekilde öne sürmesinin sebebi, O'nun "Alim-i mutlak" ile özdeş olduğunu düşünmesidir. Yani o gerçekten de ,ilahi basitlikte gördüğümüz üzere, bu ilahi niteliklerle Tanrı'nın özdeş olduğunu düşünmektedir. Nazif Hoca, Abd al-Qāhir al-Baghdādī den aldığı şu argümanı kullanarak bu duruma eleştiri getiriyor:

                1)Tanrı'nın özü, onun ilahi bilgisi ve ilahi gücüyle özdeştir. (İlahi Basitlik)

                2) Tanrının ilahi gücü, ilahi bilgisine özdeştir.

                3)Tanrının ilahi gücünün mantıksal kapsamı, ilahi bilgisinin mantıksal kapsamıyla aynıdır.

                4)Tanrı'nın kendisi veya özü ilahi biligsi kapsamnda yer almaktadır.

                 5)Tanrı'nın kendisi veya özü ilahi gücü kapsamında yer almaktadır.

                 6) Tanrı'nın kendisi veya özü, ilahi gücü kapsamında yer alamaz  (mükemmelliğe aykırıdır)

                 7) İlahi basitlik yanlıştır. (5 ve 6 çelişiktir)

        Öncelikle Tanrı'nın bligisi kendi bilgisini de içerir.Yani Tanrı kendisi bilebilir.Tanrı'nın bilgisinin mantıksal kapsamı bu yönden her şey içerir.Eğer ilahi bilginin kapsamı ile ilahi gücün kapsamı aynıysa o zaman ilahi güç Tanrı'da değişim yapabilir. Bu da klasik teistlerin, değişmez Tanrı iddiasyıla çelişir.Burdan da görüyoruz ki ilahi güç ile ilahi bilginin mantıksal kapsam aynı değildir.Mantıksal kapsamı aynı olmayan şeyler ise özdeş olamaz ve böylece ilahi bilgi ile ilahi güç özdeş değildir.

                Ek olarak Feser, Aquinas'ın analojik yüklemleme (analogical predication) dediği şeye başvuruyor. Aquinas'a göre insanların "güç", "bilgi" gibi durumlarını tarif eden terimler  analojik olarak Tanrı'ya uygulanır. Analojik yüklemleme tekanlamlı(univocal) ve çokanlamlı(equivocal) yüklemleme arasındadır. Benim çocuk ile senin çocuk arkadaştır dediğimde "çocuk" kelimesi tekanlamlıdır yani çocuk kelimesini burda insan evladı olarak kullanıyorum.Dolabın gözü ve insan gözü deren "göz" buda çokanlamlıdır yani gözden iki farklı anlam çıkarmışımdır.Bu aslında bildiğiniz basit gramer bilgisi ama ben de literatürün kurbanıyım :P. 

                Her neyse, bir terim analojik manada kullanılıyor ise ne tam olarak orijianli biçiminde ne de tamamen farklı biçimdedir."Sağlıklı" terimini inceleyelim, "Ben sağlıklıyım" ve "Egzersiz yapmak sağlıklıdır" dediğimde bu iki kavram ne aynı anlama işaret ediyor ne de tamamen farklı anlama işaret ediyor. Aynı şekilde Tanrı'nın iyiliği,gücü insanın iyiliği  ve gücüne analojiktir.Ne bu ilahi nitelikler tam anlamıyla insanların niteliklerinden bağımsızdır ne de aynıdır. Yani ilahi nitelikler farklı açılardan bakılsa da nihayetinde aynı şeyken, insanlardaki nitelikler aynı değildir.

                Feser, ilahi basitliği haklı çıkarmak için aanlojik yüklemlemeye başvursa da ilahi niteliklerin hangi açıdan insanlardakine karşılık gelen niteliklere benzediğini söylememektedir.İlahi nitelikler ile insanların nitelikleri o kadar farklıdır ki örneğin insanın bilgisi sınılıyken Tanrı'nın bilgisi her şeyi kapsar.İnsanın gücü sınırlıyken Tanrı'nın gücü mantıksal olarak mümkün olan (kısıtlamalar olabilir) her şeyi kapsar.Eğer ilahi nitelikler, insani niteliklerden o kadar farklıdır ki birbiriyle özdeştir diyebiliyorsak, o zaman analojik yüklemlemeye başvurmak makul değildir. 

                Ayrıca WLC ve JP Moreland, seher yıldızı ve akşam yıldızı benzetmesinde, venüsün "seher yıldızı olma" ve "akşam yıldızı olma" adında iki ayrı özellik taşıdığını belirtiyor.Yani aynı entite (venüs) iki farklı özellik taşıyor (Philosophical Foundations For A Christian Worldview, syf.525Araya kendi yorumlarımı da katarak bu kısmı bitirdim.Umarım açık olmuştur.


    E)Antropomorfik Tanrı

        Tanrı  modelleriyle ilgili okuma yaparken,bunların antropomorfik tanrı eleştirisine dayanıklı olup olmaması hususunda sıralayabileceğimi düşündüm:

             Klasik Teizm

             Teistik Personalizm

             Neo-Klasik Teizm

             Açık Teizm

          Süreç Teizmi

             Panteizm

             Politeizm            

         Literatürde Teistik Personalizm ile Neo-klasik Teizm arasında bir ayrım görmesem de ben bu ayrımın gayet makul olduğunu düşünüyorum.Çünkü Teistik Personalizm, Klasik Teizmden farklı olarak Tanrı'yı bir kişi halinde sunuyorken Tanrı'nın zamansal olup olmamasında dair bir çıkarımda bulunmak durumunda değildir.Teistik Personalizm, Klasik Teizmden farklı olarak Tanrı'yı çeşitli nitelikleri olan (klasik teizmin birbiriyle özdeş kabul ettiği nitelikler) bir kişi olarak sunabilirken; Neo-Klasik Teizm zamansallığından kişiliğine birçok konuda klasik teistten ayrı düşüp antropomorfik eleştirisine daha fazla maruz kalan görüş olabilir.Bu esnekliğinden dolayı neo-klasik teizmi bir alt kademeye koydum.

       Tanrınıın bir kişi olduğunu, liberteryen özgür iradesi olduğunu fenomenal niteliklere sahip  olduğunu, omnitemporal olduğunu hatta değişime de maruz kaldığını kabul edelim.Bu durumda Tanrımız gerçekten antropomorfik oluyor gibi gözüküyor.Gerçekten de fizksel parçaları olduğunu iddia etmesem de çok fazla insansı denebilecek özelliği oluyor.Bu durum benim için çok da bir probem teşkil etmiyor çünkü ben Tanrıya inanırken aslında daha mükemmeli düşünülemeyen Tanrıya inanıyorum.

      Ben en yukardaki (Klasik Teizm) görüşün sunduğu Tanrı tasavvurunun mümkün olmadığını hatta bazı noktalarda en mükemmeli bile olmadığını yazının geride kalan kısmında bahsettim.Burdaki asıl sorun, bu kadar insansı bir Tanrıya inanmak mı yoksa bu kadar insansı olan Tanrıyı reddetmek mi?

      Aslında burda yapılması gereken şey (ben burda yeterli bilgiye saihp olmadığımdan yapamayacağım) çağdaş teistik argümanların bahsini ettiğim Tanrı tasavvuruyla bir problemi olup olmadığını göstermektir.Örneğin gerçekten böyle bir Tanrı, Leibnizci kozmolojik argümanın veya Ontolojik argümanın sunduğu zorunlu varlık olabilir mi? kompozit varlığın, parçalarına bağımlı olması hasebiyle zorunlu olamyacağı şeklindeki argümana göz atmıştık.Acaba bu doğru mu?

     Bir şeyin zorunlu olması onun bütün mümkün dünyalarda var olmasıdır.Böyle bir Tanrının neden bütün mümkün dünyalarda bulunamayacağına dair kanıt yükümlülüğü karşı tarafa (ateistlere) aittir.

      Tanrımızın farklı özellikleri olması onu kompozit yapar mı? Sünni Kelamcılara göre [6] Tanrı özünden ayrı özelliklere sahiptir.O kadir-i mutlak olması sebebiyle güçlüdür,alim-i mutlak olmasıyla bilir vs.Lakin bu özellikler onun özünden ayrılmazdır, Tanrının özü olmaadan var olamazlar, zamansal başlangıçları yoktur.

      Klasik Teizmin varsaydığı Tanrının zorunlu olduğunu iddia edebilecekken bu kişisel Tanrıyı zorunlu iddia edemeyişimizin nedeni hakkında yine karşı taraftan bir açıklama gerekir.Bunun için ilk neden argümanını ileri süren birisi için niteliklerinden ayrı tutulamayan bir Tanrının ilk neden olmasının neden bir sorun olduğu tartışmaya açıktır.Sonuçta Tanrıyı özellikleriyle beraber alıyoruz ve ilk neden o Tanrı oluyor, Onun özü değil. Ayrıca Sünni Kelamcıların şöyle bir argümanı da vardır:


        Elbette bu argüman ([16] numaralı kaynakta belirtildiği gibi) özellikler konusunda nominalist davranan birine karşı işe yaramayacaktır ama bu kısımda benim yapmaya çalıştığım şey Özden bağımsız var olamayan ama özden ayrık bu niteliklere sahip Tanrının sırf nitelikleri özdeş değil diye zorunlu olamayacağının itirazını ortaya atmaktı.

        Burada aslında çağdaş din felsefesine yerleşmiş olan teistik argümanların hepsini teistik personalizm bağlamında ele alarak incelemek çok yararlı olacaktı ama kendimeden emin olacak kadar hakim olmadığımdan (ve istemediğimden) değinemeyeceğim.


      F) Sonuç

               Önce Klasik Teizmin tanımını yaptıktan sonra bazı argümalara yer verdim.Mümkün varlıkların en mükemmelinin klasik teizmin öne sürdüğü Tanrı olamyacağını, Antropomorfik Tanrı anlayışları hiyerarşisinde aşağı inmemiz gerektiğini öne sürdüm.Bu hiyerarşide aşağı inmemizin bir sakıncası olmadığını dile getirdim.

           Burda söylemek istediğim son bir şey var.Eğer iyi,kudretli,merhametli,adil bir tanrıya inanıyorsanız ; karmaşık bir işletim sistemi gibi sadece eylemde bulunan bir Tanrı'ya inanmayı mı tercih edersiniz yoksa gerçekten (literal manada) sizin kalplerinizdekini bilen bir kişi olan Tanrı'ya inanmayı mı tercih edersiniz? Allah en doğrusunu bilendir.

        Benden şuanlık bu kadar, başka bir yazıda görüşmek üzere.


         


1)Edward Feser, Essays On The Metaphysics of God,  DOI:10.4324/9781003202172-3

2) Waldrop, John William (2022). Modal Collapse and Modal Fallacies: No Easy Defense of Simplicity. American Philosophical Quarterly 59 (2):161-179.

3) AlexPruss,Essays On The Metaphysics of God,  DOI:10.4324/9781003202172-5

4)Schmid, Joseph Conrad (2022). Simply Unsuccessful: The Neo-Platonic Proof of God’s Existence. European Journal for Philosophy of Religion 13 (4):129-156.

5)Fowler, Gregory (2015). Simplicity or Priority? In Jonathan L. Kvanvig (ed.), Oxford Studies in Philosophy of Religion, vol. 6. Oxford University Press.

7)Tomaszewski, Christopher (2019). Collapsing the modal collapse argument: On an invalid argument against divine simplicity. Analysis 79 (2):275-284.

8) Pruss, Alexander & Rasmussen, Joshua (2014). Time without Creation? Faith and Philosophy 31 (4):401-411.

9) Zagzebski, Linda (2016). Omnisubjectivity: Why It Is a Divine Attribute. Nova et Vetera 14 (2):435-450.

10) MULLINS, R. (2022). Omnisubjectivity and the problem of creepy divine emotions. Religious Studies, 58(1), 162-179. doi:10.1017/S0034412520000220

11)Tomaszewski, Christopher (2019). Collapsing the modal collapse argument: On an invalid argument against divine simplicity. Analysis 79 (2):275-284.

12)http://alexanderpruss.blogspot.com/2021/07/divine-simplicity-and-knowledge-of.html

13)Schmid, Joseph C. & Mullins, R. T. (2022). The aloneness argument against classical theism. Religious Studies 58 (2):1-19.

14)Mullins, R. (2020). The Problem of Arbitrary Creation for Impassibility. Open Theology6(1), 392-406. https://doi.org/10.1515/opth-2020-0110

15)Muhtaroğlu, N. (2020). Plantinga and Ash‘arites on Divine Simplicity . Kader , 18 (2) , 488-499 . DOI: 10.18317/kaderdergi.809068

16)Enis Doko ,Essays on Metaphysics of God, DOI: 10.4324/9781003202172-10


Yorumlar

Popüler Yayınlar